Ercişli Emrah- Yar Senin Elinden Hastayım Türküsünün Hikâyesi

Ercişli Emrah‘a ait Yar Senin Elinden Hastayım Hasta adlı türkünün hikayesi…

Ercişli emrah kimdir? Van’ın Erciş ilçesinde doğup büyümüş olan ve lakabını oradan alan türk halk şairidir. Yazmış olduğu Yar Senin Elinden Hastayım Hasta adlı türkünün hikayesi ise şöyledir; Emrah, bir gün gönlünü güzeller güzeli Selvi Han‘a kaptırır. Gözü, Selvi Han’dan başka hiçbir şey görmez olur. Ancak o sıralarda Şah Abbas, Van ilini kuşatmıştır. Kuşatmanın başladığı günlerde, Van kalesi dışında bir bağ kurdurur. Aradan yıllar geçmesine rağmen Şah Abbas, Van kalesini ele geçiremez. Bir gün bilgelerinden biri Şah Abbas’a;

Bu kentte Abdurrahman Gazi var iken, sen bu kaleyi alamazsın, der.

Şah Abbas;

kim ola ki bu Abdurrahman Gazi, diye sorar.

0 ermiş bir kişidir, der bilge.

Şah Abbas, Abdurrahman Gazi’nin ermişliğini sınamaya karar verir… Bir kuzu ve bir köpek
kestirir, ikisini de kızarttırıp Abdurrahman Gazi’ye hediye olarak yollatır. Hediyeler yerine ulaştığında Abdurrahman Gazi kuzuyu alır ve ötekini Şah Abbas’a geri götürmelerini söyler.

Şah Abbas’ın adamları;

-Bu yaptığınız töreye aykırıdır. Şahımız bu duruma gücenir, derler.

Bu sözlerin üzerine Abdurrahman Gazi, kuzu gibi kızarmış köpeğe dönerek;

Hoşt köpek, doğru sahibine! der.

Köpek canlanır ve koşa koşa Şah Abbas’a geri döner. Bu olay üzerine Şah Abbas kuşatmayı kaldırır, ancak Ercişli Emrah’ın sevdiceği Selvi Han’ı da, rızası olmaksızın İran’a götürür.

O günlerden sonra Ercişli Emrah, elinde sazı gezip dolaşmaya başlar. Selvi Han’a duyduğu
aşkla türküler yakar. Aradan uzun yıllar geçer, Selvi Han’ın İran’a götürüldüğü yıl doğan kız çocuğu gelinlik çağına ulaşmıştır. Emrah da
artık yaşlanmış, güçten kesilip yatağa düşmüştür. Son çare olarak hasta yatağında bir
mektup yazarak sevdiceğine sabah yeli ile yollar;

“Bad-ı saba, yarını hey, mevla’yı seversen.
Eğlen hele bir dur seher yeli
Bir emanetim var sana vereyim
Götür nazlı yare ver seher yeli
Sen seher yelisin esersin yakın
Her sabah her seher zülfüne dokun
Yarim uykusuzdur uyartma sakın uyanana kadar dur seher yeli
Sen seher yelisin estin yüceden
Dokunursun pencereden bacadan
Selvim uykusuzdur dünkü geceden
Sağında-solunda gez seher yeli
Emrah’ındır kurdurayım sazları
Fikrime düşmüştür selvi sözleri
Karadır kaşları ela gözleri var murada sen er seher yeli…”

Erciş’li Emrah bu nağmeyi rüzgarla yolladıktan sonra;

-Şah eğer kendine layık bir Şah ise, son soluğumda olsun, Selvi’mi bana getirir. Getirmezse, ben bu dünyada murada eremedim; o da iki cihanda murada eremesin, der.

Mektup menzile ulaştığında Şah Abbas Selvi’ye;

Ey Selvi Han, madem ki; Emrah ölüm döşeğinde, son dileğini yerine getirelim. Hadi atla ata. Hem söyle Emrah’a ne hediye götürelim?

Selvi Han;

Ey Şah’ım; bana bağınızda yetiştirdiğiniz elma, Ayva ve Nar, bir de yüreği yangındır; Bulgari dağından kar götürelim, cevabını verir.

Hediyeler alınır, atlara binilip Erciş’in yolu tutulur. Emrah’ın evine yaklaştıklarında Şah Abbas, Selvi’ye;

Emrah gerçekten aşık ise, biz kapıyı çalmadan geldiğimizi anlamalı, hem de kendisine aldığımız hediyeleri bilmeli, der.

İşte o sıralarda ecel ile pençeleşmekte olan Emrah, annesinden bağlamasını ister.

oğul bu durumunda bağlamayı ne edeceksin, diye, yanıtlarAnnesi.

Anacığım gelinin gelmiştir; ver şu sazımı da onlara sesleneyim, der ve başlar çalıp söylemeye;

“Yar senin elinden hastayım hasta
Hastayı görmeye yâr sefa geldin
Elinden Ayvası, koynunda narı
Canımın cananı yâr sefa geldin
Yâr senin kaşların kemenin bendi.
Melekler bürümüş huridir kendi
Bir su ver içeyim, yüreğim yandı
Bulgari dağından kar sefa geldi
Eskiden görürdüm haftada ayda
Artık bundan sonra geldin ne fayda
Azrail göğsümde, canım hayhay da
Gözyaşı dökmeye yâr sefa geldim
Emrah’ın sevdiği selvi sen misin
Sağ eli sinemde gezdiren misin
Ağız cenazemi götüren misin
Namazım kılmaya yâr sefa geldin”

Bir cevap yazın