En İyi İskandinav Suç Dizileri

İskandinavya, 2000'lerin ilk yıllarından
bu yana uluslararası dizi ve sinema piyasasında suç yapımlarıyla öne çıkıyor. Büyük bölümü Kuzey Avrupa ülkelerinin çağdaş edebiyat eserlerinden beslenen bu yapımlar, her tarzdan izleyicinin ilgisine mazhar olmaya layık işler.

İşte postkolik aracılığı ile favori suç dizileri!

WALLANDER

Henning Mankell, modern iskandinav suç hikayeleri dendiği zaman akla gelen en güçlü kalemlerden biri. Dedektif Kurt Wallander'in çözdüğü cinayetlere odaklanan roman serisi kadar. Bu karakteri televizyon uyarlamalarında dönüştürdüğü olağanüstü şey de muazzamdır.

Krister Henriksson'un başrolünde kamera karşısına geçtiği Wallander'in her bir bölümü adeta bir sinema filmi uzunluğundaydı.

2008-2016 yılları arasında ekrana gelen isveç menşeli dizi, kendi ülkesinde öyle büyük ilgi gördü ki tüm bölümleri televizyon yayınından sonra yerel sinemalarda da gösterildi. Wallander'i çekici kılan en önemli özelliklerden biri de sıradan birer cinayet gibi görünen vakaların dallanıp budaklanarak beklenmedik ölçekte olaylara dönüşmesiydi. Wallander, kimi cinayet vakasında politik bir gizemi ortaya çıkarırken, kimi vakalarda da ülke sınırlarını aşan olayların üstündeki sis perdesini dağıtıyordu. Dizi, inanılmaz bir ilgi görünce yayın hakları BBC tarafından alınarak tamamen İngilizoyuncularla bir yeniden çevrimi yapılmıştı; ancak bu versiyon, orijinalini mumla aratmaktan öteye gidememişti.

FORBRYDELSEN

İskandinav dizileri, nadiren ilk sezonundan itibaren uluslararası seyirci tarafından
keşfedilirler. The Killing olarak da bilinen
Forbrydelsen'ın benzeri az görülen kalitedeki ilk sezonu, bu İstisnalardan biridir. Aile kavramını ve temasını böylesine incelikli bir suç dizisinin merkezine yerleştirmiş olmaları, klişe kalıpları yıkan yapımları sevenleri hemen tavlamıştı.

Larsen ailesinin kederle örülü yaşamının dehlizlerînde çıktığımız yolculuk, bizi şok hissi ve göz yaşlarına boğmaktan çekinmiyordu! Seren Sveistrup'un kaleminden doğan bu olağanüstü yapım, bizi gizemli öyküsünün derinliklerine doğru çekerken, bir yandan da Kopenhag'ın sosyoekonomik yapısını gözler önüne seriyordu. 2007-2012 yılları arasında ekrana gelen Forbrydelsen, korkunç bir suç dalgasının ortasında, ülkenin hem siyasi kanadına hem de çürümüş medya anlayışına darbe üstüne darbe vuran, cesur bir diziydi. Aynı zamanda karakterlerinin özel yaşamlarına ve travmalarına da derinlemesine dalan yapım, iskandinav ülkelerindeki benmerkezci hayatın yalnızlaştırdığı ruhlara dair satır aralarında pek çok vurucu mesaj içeriyordu.

Tüm zamanların en başarılı suç dramlarından biriyle geçireceğiniz her saate müteşekkir kalacaksınız.

BRON/BROEN

Malmö ve Kopenhag'ı birbirine bağlayan Øresund Köprüsü'nün üzerinde bulunan
bir ceset, televizyon tarihinin en önemli suç
yapımlarından birinin fîtîlini ateşlemişti. Uzun
zamandır bir dizide böylesine zoraki fakat
anlamlı bir ortaklık izlememiştik. Dizi bitmiş
olmasına rağmen halen böylesine denk gelmediğimizi açık yüreklilikle itiraf etmemiz
gerek.

Martin Rohde ve Saga Noren karakterlerinin kaosa bulanmış hayatlarında birbirlerine destek çıkarak verdikleri var oluş mücadelesini izlemek en az çözdükleri suç vakalarını izlemek kadar heyecan vericiydi. İkilinin kimyası bu diziyi izlemeye başlayan milyonlara kısa sürede kendine müdavim yapmıştı. Bu tarz dizilerde kimyayı tutturmak ne kadar güçse bozmak da o denli kolaydır. Bron/ Broen, bu zorluğun da üstesinden gelmiş ve dizinin ilerleyen sezonlarında konuya dahilolan karakterlerin bütünlüğü bozmak şöyle dursun, öyküyü daha da güçlendirmesine yol açmıştır. Bu kadar çok artı puanı bünyesinde barındıran bir dizi, elbette uluslararası piyasadan da büyük ilgi görmüştü ve pek çok ülke Bron/Broen'i kendi oyuncu kadrolarıyla yeniden çekmiş olsa da hiçbirisi orijinalinin yanına yaklaşamamıştı. Hazır hava sıcaklığının ülkemizde de çok düşük olduğu şu günlerde dört sezonluk bu harika dizinin çeliği donduracak atmosferine kendinizi bırakın!

TRAPPED

İzlanda yapımı Trapped dizisinde, hemen
ilk bölümde yaşanan çığ felaketi dizinin ana
elementlerinden birini oluşturuyor. Ufacık bir
kasabayı yutan çığ, hayatta kalmayı başaran
bir avuç insanı sapkın bir katilin hedefi haline
getiriyor ve kaosun çarkları hızla dönmeye
başlıyor. Ölafur Darri Olafsson tarafından
canlandırılan emniyet amiri Andri'nin berbat
giden özel hayatı psikolojisini tüketirken,
çetin hava koşulları da dizi boyunca bedensel
bütünlüğünü tehdit ediyor. Andri'nin yüzünde
patlayan kılcal damarların sayısı dizinin her
bölümünde daha da artarken; kahramanımızın
fiziksel dönüşümü en az tekînsİz suç mahalli
kadar izleyeni sarsmayı başarıyor. Diziye her
yeni bölümle dahil olan çılgın karakterler
ise gerilimin dozunu artırdıkça artırıyor! Çığ
düşünce yağmaya gelen Danimarkalı kanun
kaçakları, tekerlekli sandalyeye mahkum olsa
da elindeki teleskopla olan bitenin ardındaki
gizemi açığa çıkarmaya yeminli bir münzevi
ve yıllar önce yaşanan bir kazada öldüğü
zannedilen bir kadının geri dönüşü... 2015'te
ilk sezonu ekrana gelen Trapped, izleyeni
avucunda tutmayı kusursuz beceriyle başaran
ender yapımlardan.

BORDERTOWN

Netflix'in uluslararası orijinal yapımlarında kaliteyi her zaman tutturamadığı aşikâr; ancak nadiren de olsa turnayı gözünden vurmayı başarıyorlar Ekran macerası 2016'da başlayan Bordertown, Finlandiya yapımı bir suç dizisi ve İskandinav yapımları arasında, karakter yaratma konusunda en eksantrik olan yapımla karşı karşıya olduğunuzu belirtmek istiyoruz! Kari Sorjonen, uzun yıllardır herhangi bir dizide izledîğimîz en deli karakter!

Fotoğrafik hafızaya sahip olan ve avladığı katilinpsikolojisine sızmakta son derece başarılı olan bu dedektif, dışarıdan biraz tuhaf gözükse de zehir gibi keskin bir zekaya sahip! Kari'yî bir dava üzerinde çalışırken sıradan dedektiflerin arasından sıyrılışını izlemek her seferinde seyirciyi mest edecek kıvamda sunuluyor Başarılı dedektifin mesleki hayatı ne kadar başarılıysa ev hayatı da eşdeğer ölçekte gergin ilişkiler üzerine kurulu. Kızı ve eşiyle sürekli muhalefet halinde olan Kari, zaman zaman ev halleriyle îzleyene kahkaha attırmayı da başarıyor.

Finlandiya'nın suç dizilerinin olmazsa olmazı olan Rus mafyasının etkinliği de Bordertown'u sarıp sarmalayan kollardan biri. Sınır komşusunun belalı tipleriyle uğraşmak zorunda kalan Finn emniyet teşkilatı, Kari Sorjonen olmasa büyük sıkıntı yaşardı! Dizi, zaten kendi dinamikleriyle mükemmel ilerlerken, kadroya dahil edilen eski KGB ajanı Lena Jaakkola'nın da etkisiyle Bordertown adeta sınıf atlıyor! Birbirinden çılgın karakterlerin yaşayacağı maceralara tanıklık etmek size harika vakit geçirtecek!

DICTE

İskandinav dizilerinde bizi içine çeken unsurlardan en önemlisi, insan faktörünü fazlasıyla önemsiyor olmaları ve karakterlerini empati kurmaya müsait tipler olarak inşa etmeleri. En mide zorlayıcı suç mahallinde bile tıpkı normal insanlar gibi çocuğunun okulu, komşusunun bitmeyen şikayetleri ya da evin su tesisatı sebebiye dertlenen karakterler görmek mümkün. Tıpkı kendimiz gibi günlük telaşları da olan karakterlerle karşı karşıya gelince devreye giren empati mekanizması, izlediğimiz dizilerle kurduğumuz bağı da otomatikman güçlendiriyor.

2013-2016 yılları arasında ekrana gelen Dicte de tam da bahsettiğimiz karakterlerin bir araya gelmesinden oluşan bir suç kovalamacası! Bu defa işleri bir dedektifin gözünden değil bir polis gazetecİsinin gözünden izliyoruz. Dİcte Svendsen'e hayat veren lben Hjejle, o kadar incelikli ve mütevazı bir performans ortaya koyuyor ki izlerken etkilenmemek olanaksız. Bazı oyuncularıizlerken "Amerîka'da doğmuş olsa şimdi Oscar almıştı!" diye içimizden geçirdiğimiz olmuştur iddia ediyoruz Iben Hjejle'yi izlerken de aynı hisse kapıldığınızı göreceksiniz. Danimarka'nın ufak bir kasabası olan Aarhus'ta yaşanan korkunç cinayetlerin etrafında örülen hikayesi ve benzersiz karakterleriyle Dicte, sıradaki müdavim diziniz olma potansiyeline fazlasıyla sahip.

 

BECK

Yazımızın başında ıskandinav menşeli suç yapımlarının 2000'ler sonrasında büyük ilgi görmeye başladığını söylesek de Beck'in adını anmadan bu listeyi noktalamak doğru olmazdı. Yayın hayatına 1997 yılında başlamış olan bu kült dizi, pek çok açıdan halefi olan filmlere öncülük etmiş, önemli bir yapımdır. Üstelik bugün dahi izlendiğinde 25 yıllık bir dizi havası almayacağınızı garanti edebiliriz. Hatta bir dönem yapımı izliyormuş gibi yaklaşırsanız; Beck'in senaryo yapısının oldukça modern bir bakış açısına sahip olduğunu da göreceksiniz.

Maj Sjöwall ve Per Wahlöö imzalı Martin Beck: The Story of a Crime adlı romandan esinlenilerek dizi formatında uyarlanan bu yapım, ıskandinav suç dizilerinin atasıdır. Dizinin oldukça uzun soluklu bir ekran yolculuğu olduğunun da altını çizelim; sezonlar arasında zaman zaman birkaç yıl mola veren Beck ekibi, son olarak 2018'de dizinin 7. sezonunu İzleyicilerle buluşturmuştu.

Ünlü isveçli aktör Peter Haber'i, Martin Beck rolünde baş kahraman olarak izlediğimiz bu dizide oyunculuklar takdire şayan seviyede!
Dizinin ilk sezonunun ilk bölümünden izlemeye
başladığınız anda adeta bir suç vakumunun içine çekileceğinizİ ve bu karakterlerle çıkacağınız yolculukta birbirinden acayip vakalarla karşılaşacağınızı garanti ediyoruz İskandinav suç dizileri dendiğinde Beck bir markadır!

 

Kaynak: POSTKOLİK DERGİSİ

 


Bir cevap yazın