El Feylesof Et Turki Muallimi Sani Farabi (870-950)

El Feylesof Et Turki Muallimi Sani

Farabi (870-950)

İslam felsefesinin en önemli kurucu filozoflarından Farabi, özelikle mantık, metafizik, politika felsefesi üzerinedeki çalışmalarıyla klasik siyaset felsefesini İslamla olabildiğince uyumlu hale getirmeye yönelik çalışmalarıyla seçkinleşmiştir. Tam adı Ebu Nasr Muhammed İbn Uzluğ Tarhan al-Farabiyat Türki olan Farabinin hedefi, dini, siyasi ve toplumsal bakış açısının tekleşmesi şüphenin ortadan kalkması muhtelif fertler ve gruplar arasında karşılıklı yardımlaşmanın sağlamasıydı. Türkistan'ın Farab bölgesinde dünyaya gelen Farabi'nin büyük babası Türk ordusunda bir komutandır. Bağdat'ta hukuk okumuş ve memleketinde kadılık yapmıştır. Kendisi Şam'da yetişmiş, gündüzleri bahçıvanlık yapmış, gece ise bekçi fenerinin ışığında felsefe kitapları okumuştur.

Metta ve Yuharına gibi zamanın önde gelen üstatlarıyla tanışıp, onlarla birlikte Bağdat'a giderek mantık öğrenimine başlar. Musiki teorisine dair temel bir eser yazmış olup aynı zamanda icracı olarak yoluna devam eder. Türkçe, Arapça, Farsça ve Süryanice bilen Farabi Mısır'a yaptığı bir seyahatten sonra, tekrar Halep'e dönmüş kısa bir müddet sonra Şam'da 950 yılında seksen yaşında iken hayata gözlerini kapamıştır.

Farabi'nin Hamadani Emiri (Başkenti Halep idi) Seyf El-Devle ile olan dostluğu çok kuvvetli idi. Devle'nin Farabiye çok büyük bir saygısı vardı onun acayip kıyafetlerine ve hoyrat tavırlarına  kızar ama ses çıkarmazdı. Farabi zühd ve tevazu sahibi olmasına rağmen emirin huzurunda gösterşciliğe kaçardı. Farabi'nin zamanında öğretimin durumu Metta, Kuveyri ve Yuhanna gibi Nesturi ve Yakubi âlimlerinin elindeydi. Mantık alanındaki çalışmalarıyla Müslüman bir filozof olarak hocalarını dahi geçerek ününü duyurmasını bilen Farabi, batı'da Alfarablus veya Avennasar ismiyle tanınır. Aristoteles mantığı üzerine şerhleri ve bağımsız araştırmalarıyla tanınan, Yunan mantığı  ve felsefesi kendisine bütünüyle yabancı bir kültürel atmosfere mutlak bir başarıyla monte etmiş olan filozof bundan ötürü birincisinin Aristoteles olduğu "ikinci öğretmen ya da Üstad" anlamında "Müslüman Sani" unvanına layık görülmüştür. Farabi eserlerinde Allah'ın varlığı ve ve sıfatları üzerine durmuş, birçok düşünür gibi o da kâinattaki düzenin tesadüfi olamayacağını ve bu sebeple Allah'ın varlığını kabul etmek gerektiğini yazmıştır.

Bazı Eserleri Ortaçağ'da Latinceye tercüme edilmiş olup Saint Thomas ve Albertus Magrus üzerine tesir ettiği bilinmektedir. Netice olarak Farabi'nin Türk İslam tefekkür tarihinde büyük bir yeri olduğunu kabul etmek gerekir.

Kaynak: Münür Kunduracı


Bir cevap yazın