EKRANLARIN EN ROMANTİK ERKEK KARAKTERLERİ

 

Seni kim çizebilir şubat yolcusu
Yalnız akşam olsun dağınık olsun
Ceplerinde bozuk bir bulut uğultusu
Geceleyin dörtte bir ölüm korkusu
Dörtte dört sabaha karşı yağmursun
Seni kim çizebilir şubat yolcusu
Bütün çizgileri bozuyorsun

Şairin de bu mısralarda dile getirdiği gibi Şubat denince ilk akla gelen şey romantizm ve romantik duygular. Bu yazıda farklı bir romantizmden söz edeceğim. Neymi bu farklı olan şey tabiki ekranların en romantik erkek karakterleri. Kimlermiş bunlar hadi birlikte okuyalım.

KEMAL SOYDERE
(KARA SEVDA)

Söz konusu aşk olduğunda engellerin yalnızca birer çakıl taşı büyüklüğünde olacağını, asla sizi durduramayacağını ve gerçek aşk için göstereceğiniz sonsuz mücadelenin sizi daha güçlü kılacağını her seferinde bir kez daha gösteren Kemal Soydere ‘nin aşkına hayran olmaktan başka ne gelir elden? Hatta aşkı için ölümü de göze alacak kadar çok sevmek… Gerçek bir efsane!

ALİ MERTOĞLU

(GÜNEŞİN KIZLARI)

Evrende milyarlarca insan varken çok yalnızsanız, kendinize sizi sevecek bir kalp aramaktan başka çareniz kalmaz. O kalbi bulduğunuzda da o kadar sıkı sarılırsınız ki hikayenizin bir inşaat çukurunda sonlanmasına bile razı olursunuz, yeter ki yanınızda o olsun… Ali Mertoğlu, başka seven adamlardan işte… Herkes gibi olmayan, şarkılarla seven adamlardan… Sevmeyi ve sevilmeyi öğrenirken kırıp dökse de her zaman tamir edebilen, her zaman daha sağlam onaranlardan… Ali, sen sevilmeyecek adam değilsin ki!

 

AHMET POYRAZ KARAYEL
(POYRAZ KARAYEL)

Poyraz’ın aşk hikayesi tek cümleden oluşuyordu aslında…İki insan birbirini çok sever ama kadın ölür, adam delirir. Sevdiği kadını kaybedince yaşama ve yaşamaya dair her şeyini de kaybeden Poyraz’ı daha öte bir cümle ile tanımlamak imkansız, gereksiz de zaten… Her şeyi kendine özgü, adrenalin ve edebiyat dolu Poyraz Karayel, sen muhteşemsin!

 

ÖMER İPLİKÇİ
(KİRALIK AŞK)

Ömer İplikçi’nin tam bir salon beyefendisi olduğunu söylemek sanıyorum yanlış olmaz. Her sözü dudaklarından tam bir zarafetle dökülen ve en ufak bir hareketini dahi ince ince düşünerek gerçekleştiren Ömer İplikçinin romantizmin de sual olunmaz elbette… Bir de İtalyanca iltifatlarla süslemeye görsün dudaklarından dökülenleri, on numara beş yıldız işte!

FARUK BORAN
(İSTANBULLU GELİN)

Faruk Boran, ilk bakışta kaba bir adam olarak görülebilir ama sert bir kabuğunun altından nasıl güzellikler çıkacağını asla tahmin edemezsiniz. Faruk’un sevgisine sahip olmak, harikalar diyarının da kapılarını aralamak demektir. Sevdiği kadına tüm masum yanlarını göstermekten çekinmeyen, yeri geldiğinde dizine yatıp ondan şevkat bekleyen, tek korkusu incitmek ve kaybetmek olan bir adam Faruk Boran… Aşık olmayı bilen bir adam!

LEON
(VATANIM SENSİN)

Açelya bahçesinde, gözleriniz kapalı yürümek gibi Leon karakterini keşfetmek… Eşsiz güzelliklerin arasındasınız ama daha fazlasını, daha güzellerini hayal etme imkanı da tanıyor. Hep bir hayal üstü, hep başka bir güzellik, her seferinde daha özel bir an… Şiirlerle seven bir adamdan daha şahane ne olabilir ki zaten, değil mi?

 

 

FATİH ŞEKERCİZADE
( AŞK YENİDEN)

Fatih Şekercizade, kendisinin bir hayal ürünü olduğuna çok kolay ikna olabileceğimiz bir adam. Bir yanı çocuk gibi, alabildiğine eğlenceli ve renkli. Diğer yanı şiirler yazdıracak kadar naif…Bir yanı ise gözyaşlarıyla anlatılacak kadar hüzünlü…Üç farklı adam, üç farklı şahaneliğin aynı bedende toplanacağını kabullenmek kolay değil elbette!

 

 

ASAF DENİZOĞLU
(KALP ATIŞI )

Bir adam, bir kadını ne kadar sevebilir? Ve bir adam, bir kadını ne kadar süre kalbinde taşıyabilir? Ali Asaf Denizoğlu’nun bu sorulara vereceği cevap “sonsuzluğa kadar” olacaktır. Bir başkası söylese bu cümle çok klişe ve inanılmaz gelebilir ama Ali Asaf’ın dudaklarından dökülünce bu cevap, “az bile söylemiş” diyor insan. Sevdiği kadını yıllarca beklemekten yorulmayan, sevdiği kadını yormayan, parmak uçlarıyla seven bir adam… Biraz fantastik, değil mi?

 

 

SAVAŞ SARGU

(MERYEM)

Savaş, aşkını merhamette ve güzellikte arayan bir adam. Haliyle ondan göreceğiniz tek şey de merhamet ve güzellik olacaktır. Onun kalbine girebilmek için beyazlığı seçmiş olmanız gerekiyor, siyaha asla yeri yok. Sevdiği insana zarar gelmesindense kendi hayatından vazgeçmeye razı, hazır. Bu kadar büyük bir kalbe sahip olmaktan daha muazzam ne olabilir ki?

 

 

YAMAÇ KOÇOVALI
(ÇUKUR)
Yamaç Koçovalı, alışılmışın dışında seven bir adam. Bir yanı sonsuz romantik ve sevgi dolu, diğer yanı şiddetin gölgesinde büyüyen bir çocuk… Şiirler okuyan, şarkılar söyleyen, sevdiği kadının gamzesinde bir uykuya uzanmaya hazır bir adamı keşfetmek, şiddetin arasından o adamı çıkarmaksa işin keyifli yani işte… Böyle güzelsin, böyle kal yamaç!

 

 

www.instagram.com/acikvnet

www.twitter.com/acikve_net

 


Bir cevap yazın