Dünyada İlk Hayvan Hakları Kanunu

 

II. Sultan Beyazıt zamanında hayvan haklarına ilişkin düzenlemelerin temelleri atılmıştır. Mevlana Yaraluca Muhyiddin tarafından 1500-2507 tarihleri arasında hazırlanan Bursa, İstanbul ve Edirne belediye kanunnamelerine hayvanların korunmasına ilişkin hükümler konuldu.

Kanunnamenin 58. maddesi şöyleydi:” Ayağı yaramaz beygiri işletmeyeler. At, eşek ve katır ayağını gözeteler ve semerin göreler. Ağır yük vurmayalar. Çünkü dilsiz canavardırlar. Hamallar ağır yük vurmayalar, makul olalar”.

Hayvan haklarına yönelik ilk kapsamlı düzenleme Sultan III. Murat zamanında 1587 yılında yapıldı.

Padişah tarafından 19 Mart 1587’de İstanbul kadısına gönderilen fermanda, hamalların taşımacılıkta kullandıkları at, katır vb. hayvanlara tahammüllerinin üzerinde yük taşımaları yasaklandı. Hayvanların bakım ve beslenmesine özen gösterilmesi gerektiği ve fermanındaki ikaz ve hükümlere uymayanların cezalandırılacağı bildirildi.

Bu ferman “dünyada hayvan haklarına ilişkin ilk düzenleme” olma özelliğine sahiptir.

“Mehmet Çavuş mektup gönderüp mahmiyye-i mezburede at hamalları lagar ve bağırlı ve sakat ve na’alsız ve semerleri harab bargirlerine ve katırlarına tahammüllerinden ziyade yük vurup ve bir hamal üç dört yüklü bargiri katarlamayup salıverüp yolda atlu ve yaya müslümanlara dokunup elem ve ıstırap verdiklerinden gayri tahammülünden ziyade yük vurulup davarları yıkılup helak olmağın zikr olunan hamallar taifesi davarların besleyüp ve sakat ve za’if davarlara tahammülünden ziyade yük vurmayup davarların katarlayup yollarından tedvin salıvermek içün hamallara ve kethüdalarına tenbih olunmak babında emr-i şerifim ricasına mebni buyurdum ki…

Vusul buldukda zikr olunan hamal tarifesin kethüdalarıyla me’an getürdüp cümlesine tenbih ve te’kid eyleyesin ki min-ba’d davarların besleyüp ve sakat ve za’if davarlara tahammülünden ziyade yük vurulmayup ve yük ile yolda giderken davarların birkaç ise birbirine katarlayup kendüleri sürüp davarın ardınca yürümeyenler ve kadimü’z zamandan İstanbul’da her iskelenin hamallarına yük alıp gittikleri mahallelerin mesafesine göre hamallık akçesi ta’ yin olunmuş iken şimdi ona kani olmayup iki üç mertebe ziyade akçe alurlarmış. İmdi bu hususa dahı kemal-i tekayyüdle mukayyed olup tembih edesin ki sabıka ta’yin olunan hamallıkdan ziyade bir akçe almayup adet-i kadime üzre semtlü semtine göre aldırasın şöyle ki ba’de’t-tenbih bu emr-i şerifime muhalif vaz’ları zuhur ede her kimden sadır olursa sahip olduktan sonra ismi ile yazup arz eylesin ki sairlere mucib-i ibret olmak içün haklarından geline. Amma mücerret hamallık eksik alınmak lazım geldi deyü mahsa müslümanları ta’ciz içün yük almağı ihmal ederler ise onun gibileri muhkem te’dib edüp işletme yesin. Amma mücerret hamallık eksik alınmak lazım geldi deyü mahsa müslümanları ta’ciz için yük almayı ihmal ederler ise onun gibileri muhkem tehdit edip işletmesinin ve bu bahane ile eğer hamallar kethüdası ve eğer gayri mübaşirin-i hammalardan akçe celb etmekten ve garaz-ı ta’kib ile hamallık işleme deyü men’eylemekden ihtiyat oluna. Bu emr-i şerifim mucebince amel eden hamallara bir ferd dahl eylemeye ve hükm-i şerifim suretin aynı ile sicill-i mahfuza kayıt eylesin ki mazmun-ı hümayunuyla amel oluna deyü hüküm yazılmışdır. ”

 

 

Www.acikve.net
Www.instagram.com/acikvnet
Www.twitter.com/acikve_net
Www.facebokk.com/acikvenet

 

Bir cevap yazın