Doğal Taşlara Dikkat

Bir çoğumuzun ilgisini çeken ve takı olarak kullanmaktan hoşlandığımız taşlardan ve faydalarından söz etmek istiyorum. Fiziksel ve kimyasal bileşenlerine ve bu taşların oluşturulduğu doğal koşullara bağlı olarak, değerli taşların çok sayıda olduğunu belirtmeliyim.

Piyasadaki mevcut taşlar üç tipe ayrılır: Yerli taşlar, doğal taşlar ve kıymetli taşlar. Bu taşlar dünya katmanlarında elementlerin yüksek basınca ve sıcaklığa maruz kalmasından sonra binlerce yıl boyunca yeryüzünde oluşan taşlardır. Daha önce de belirttiğimiz gibi, sayması oldukça zor olan birçok kıymetli taş türü vardır. Şimdi gelelim taş çeşitlerine ve faydalarına.

Değerli taşlar ve faydaları

Elmas: Böbrek taşlarının kırılmasına yardımcı olur, idrar yolları tedavisinde, hazımsızlıkta, sindirim problemlerine , epilepsi hastalığına, sinir ve bazı nörolojik hastalıklar ve bağışıklığı güçlendirme vücudun hareketini hızlandırmada yararlıdır. Dört çeşit elmas vardır. Bunlar sarı, beyaz, siyah renklerde ve renksiz yani şeffaf olabilir.

Mercanlar: Cüzzam, mide ülserlerinin bal ile karıştırılmış mercan tozunu kullanarak tedavi edilmesi ve üzerinde bulunan kişinin duygusal durumunu geliştirme yeteneğine sahiptir.

Zikun: Anemi tedavisinde kullanılır ve anti-alerjik olarak kabul edilir.

Turkuaz: Çarpıntıları tedavi etmek, kalbi güçlendirmek için kullanılan mücevher,bu yönde üne kavuşmuştur. Ayrıca kıskançlık duygusunu giderir.

Ay Taşı: Kadınlarda hormonal bozukluklar, hamilelik problemleri ve infertilite ile savaşmaya yardımcı olur.

Onyx Stone: Kanamayı durdurur, sarılık tedavisinde kullanılır ve doğumu kolaylaştırır.

Kaplanın gözü: Sinirleri yatıştırmaya, vücut aktivitesine ve astıma karşı direnç verir. Ve kemiklerin güçlendirilmesinde role sahiptir. Kahverengi ile karışan güzel bronz atomların varlığına işaret eder.

Kireçtaşı: Ağrıyı hafifletir.

İnci: Dişlerin yanı sıra göz sağlığının korunmasında da rol oynar. İshal ve göğüs hastalıkları  tedavisinde ayrıca sinirleri güçlendirdiği için menopoz sorunlarının tedavisinde de iyi gelmektedir.

Sitrin taşı: Sinirlilik, anksiyete ve strese direnmek için kullanılır, aynı zamanda diyabetikler için de faydalıdır.

Yeşim: Böbrekleri, tedavi etmek için kullanılır. Endişeye ve korkuya karşı yatıştırıcı etkisi vardır.

Serpantin Taşı: Migreni tedavi eder.

Ekshalasyon taşı: Kişinin psikolojisini rahatlatan mavi renk ile karakterizedir. Ruhsağlığında ortaya çıkan radyasyonu absorbe etme yeteneği yüksektir ve bu nedenle sinirlerin sakinleştirilmesinde kullanılabilir.

Onyx Stone: Kemikleri tedavi eder ve olumsuz düşünceyi giderir.

Kök taşı: Gözdeki sinirleri güçlendirir, yaraları ve ülseri iyileştirmeye ayrıca saç ve göz kapaklarının sağlığını, güzelliğini korumaya yardımcı olur.

Zümrüt: Bazıları zehirli böceklerin zararlarını önleyebilir. Kalp ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Koşulsuz sevgi, denge, sabır ve şefkat hislerini güçlendirmeye yardımcı olur.

Amber: Ağaçlardan çıkarılan endokrin, kalp ve dalak üzerinde iyi bir etkiye sahip olan eski bir taştır ve aynı zamanda geçmişi hatırlamaya ve ruhu arındırmaya da yardımcı olur.

TAŞLARIN ŞİFASI ÜZERİNE BİLİMSEL AÇIKLAMALAR


Taşlar, çeşitli minerallerin bileşimi durumunda. Üstelik oluşumları için en kısa süre bir milyon yıl. Yani taşı oluşturan mineraller milyonlarca, hatta milyarlarca yıl içinde enerji yoğunlaşmasına uğramış durumda. Bu nedenle insan ömrüyle kıyaslanamayacak ölçüde ve yoğunlukta bu minerallerin enerjisini barındırıyorlar bünyelerinde. Bitip tükenmeyen bir enerji. (Ancak bazı ağır hastalıklarda 7 – 8 ay sonra taşların yenilenmesinde yarar var.)

Aynı mineralleri insan vücudunda da görüyoruz. Kimisi, bedensel ağırlığımızın belirli bir oranını oluştururken, diğerleri eser miktarda, yani mini-minnacık durumda. Ancak fonksiyonları çok büyük ve yaşamsal değerde.

Örneğin bedenimizde 4 gram kadar demir, 90 miligram kadar bakır, 2,5 gram çinko, beden ağırlığının yüzde ikisi kadar kalsiyum, binde beşi kadar magnezyum, yüzde biri kadar fosfor, 25 miligram iyot, 1 gram selenyum, 125 gram potasyum, ayrıca manganez, krom, silisyum, sodyum, klor, kükürt, kobalt, molibden, flüor, bor, lityum, nikel, alüminyum, brom, bizmut gibi mineraller bulunmaktadır. Yani toprakta hangi mineraller bulunuyorsa, topraktan yaratılan bedenimizde de aynı mineraller var.

Beden ve ruh sağlığımız için ilk olarak bu minerallerin bedenimizde bulunması, ikinci olarak da olması gereken oranda bulunması gerekmektedir. Zira, vücudumuzda belirli fonksiyonların gerçekleşmesini sağlayan minerallerin azlığı veya fazlalığı bu fonksiyonların yerine getirilememesine, bu da çeşitli fiziksel ve ruhsal hastalıkların oluşmasına sebep olmaktadır

Örnek olarak magnezyum mineralini ele alalım: İnsan vücudunun yaklaşık binde beşi magnezyumdan oluşur. Bu miktarın yüzde altmış beşi dişler dâhil kemiklerde, yüzde otuz beşi de kan dolaşım sisteminde ve dokulardadır. Daha yoğun bulunduğu organlar kalp ve beyin.

Magnezyum, anti-stres minerali olarak bilinir, ilk olarak kasların gevşemesini, sakinleşmeyi, rahatlamayı sağlar. Üç yüzden fazla enzimin işlevinde rol alarak, çeşitli türde enerjinin üretilmesini, saklanmasını, kullanılmasını ve aktarılmasını sağlar. Kandaki şekerin enerjiye dönüştürülmesi, dişler dahil kemiklerin gelişmesi ve sağlıklı kalması, sindirim sisteminin düzeli çalışması, kalp damarlarının esnekliğini muhafaza ederek kalp krizlerinin önlenmesi, beden sıvılarındaki asit baz dengesinin sağlanması da magnezyumla doğrudan ilişkili.

Magnezyum eksikliği, beyin, kalp, karaciğer ve böbrek fonksiyonlarında bozulmalara, enerji azalmasına, dolayısıyla halsizlik, yorgunluk, göz kararması, baş ağrıları, yüksek tansiyon, böbreklerin taş üretmesi, kemik erimesi, kaslarda ve kalpte çarpıntılar gibi fiziksel, algılama eksikliği, şaşkınlık, uyku bozukluğu, hafıza kaybı, sinirlilik gibi psikolojik rahatsızlıklara sebep olmaktadır. Bebeklerin havale geçirmesi de büyük oranda magnezyum eksikliğine bağlıdır.

Bedendeki magnezyum eksikliğine, dengesiz beslenme sebep olduğu gibi, aşırı terleme, stres, hamilelik, bebek emzirme, sportif faaliyetlerde aşırı zorlanma, kandaki şeker oranının yükselmesi, kafein, alkol, idrar söktürücü ilaç kullanımı, sera ürünü yiyecekler de neden olmaktadır.

Genellikle kalsiyum eksikliğiyle ortaya çıkan magnezyum fazlalığı da, kasların yeterince kasılmamasına, dolayısıyla bitkinliğe, hareketsizliğe, depresyona, bellek bulanıklığına, nefes darlığına, kalp atışlarında düzensizliğe sebep olabilmektedir.

Ayrıca magnezyum, C vitamini ile sodyum, potasyum ve kalsiyumun etkili biçimde kullanımına da yardım etmektedir.

Magnezyum minerali, Akik (Agat), Ametist, Elmas, Granat (Garnet, La’l), Hematit, Jasper, Gül Kuvars, Mercan, Mıknatıs, Obsidyen, Opal, Sitrin, Yakut ve Yeşim taşlarında bulunmaktadır. Bu taşlar, yaydıkları enerjiyle bir şekilde vücuttaki magnezyum oranını dengelemekte, azlığı veya fazlalığı nedeniyle oluşan fiziksel veya ruhsal rahatsızlıkları ortadan kaldırmaktadır.

 

 

Www.acikve.net
Www.instagram.com/acikvnet
Www.twitter.com/acikve_net
Www.facebokk.com/acikvenet

 


Bir cevap yazın