DEVLET-İ EBED MÜDDET KILANLAR: YIKAN VE YENİDEN DİRİLİŞ DİYENLER
25 Haz, 2018 16:26 tarihinde eklendi

DEVLET-İ EBED MÜDDET KILANLAR: YIKAN VE YENİDEN DİRİLİŞ DİYENLER

DEVLET-İ EBED MÜDDET KILANLAR: YIKAN VE YENİDEN DİRİLİŞ DİYENLER

 

Devlet-i Ebed Müddet Kılanlar:

AKSAKALLILAR yazımın devamı ile yola devam ediyoruz. Bu anlatacağım hikayeler zinciri birbirinden garip, birbiriyle bağlantılı ve biraz da ütopik. Bu hikayeler, bize anlatılmayan ya da göz ardı edilen tarihin tozlu ve unutulmuş sayfalarından…

Metahan yada diğer adıyla Oğuz Kağan (Teşkilattaki adı) devleti büyütüp Çin devletine üstünlük sağlamıştı. Bunun yanında kendi kurduğu ve başında da bizatihi kendisi bulunan istihbarat örgütü Teşkilat ile de devleti ebed ve müddet kılacak sistemi de oluşturuyordu. Metehan ölmeden önce bir hamle yaptı ve oğlunu hem devletin hem de Teşkilatın başına getirdi. Bu aslında doğal bir olay gibi gözükse de yanlış bir hamle olduğu yakın zamanda orta çıkacaktı.

Devletin sırlarını taşıyamayan ve Metahan kadar zeki olmayan oğlu Çinlilerin iştahını kabartmıştı. Tecrübesiz bir yöneticinin başa geçtiğini gören Çinliler Teşkilat tarafından adeta lağvedilen kendi gizli örgütünü Altılar Meclisini harekete geçirerek Metahan’ın kurduğu kutlu devleti yok etme hülyalarına kapıldılar. Ancak güçleri buna yeterli değildi. Bu rüyayı gerçeğe dönüştürmek için yardım almalarının gerekliliğinin farkındaydılar. Bu yardımı da buldular. Büyük Pers Devletinin gizli teşkilatı Ateşoğulları ile anlaştılar. Bu örgütün kendisine Ateşoğulları demesinin nedeni ateşe tapmaları idi ve kendilerini ilahın oğulları olarak görüyorlardı.

Bu iki örgütün Metehan’ın kurduğu Teşkilata karşı savaşı Metahan’ın oğlu Lao Şang’ın basiretsizliği yüzünden mağlubiyetle sonuçlandı. Bu derinden yapılan mağlubiyetin ardından devlet gittikçe zayıf düşmüştü. Sistemde ki hatayı fark eden Teşkilat artık bir karar almalıydı. Yeniden diriliş için daha derine inmeli ve devletin yöneticilerini kendine baş yapmamalıydı. Bunu da gerçekleştirdiler. Artık emir alan değil, emir veren hale dönüşmüştü Teşkilat. Ve dünya cihan hakimiyeti ülküsüyle yanıp tutuşan Türklerin derin yapılanmasının yani Teşkilatın doğumuna tanıklık etmişti.

Atilla Teşkilat ilk yenilgisini aldıktan sonra hücrelerini uyur vaziyete geçirdi. Devletsiz kalan Türkler ise paramparça bir şekilde başına buyruk hayatlarını idame ettiriyorlardı. Belli bir zaman geçtikten sonra Teşkilat artık hazırdı. Yeni sistemini kurmuş ve işleyecek duruma getirmişti. Bunun üzerine Hun hükümdarı Rugan’a güç ve destek verildi. Ancak Teşkilatın varlığı herkese açılmazdı. Rugan’ın ise Teşkilatın ona güç verdiğinden haberi yoktu. Devleti sistemli hale getiren Rugan gibi gözükse de aslında Teşkilattı ve güç artık onlardaydı. Teşkilat artık sırrı açacak ve paylaşacaktı. Bu sırrın paydaşı beklendiği gibi Rugan olmadı. Teşkilat Metahan gibi gözü pek, inançlı ve zeki birini arıyordu ve bulmuştu da. Bulunan kişi Rugan’ın yeğeni Mancuk oğlu ATİLLA idi.

 

Atilla’ya hem sırrını hem de gücünü veren Teşkilat onun ve Türklerin önünü açmıştı. O kadar güçlenilmişti ki büyük Roma İmparatorluğu bile vergiye bağlanmıştı. Ancak sonra bir kabus başlayacak ve Atilla gücün kendisinden geldiğine inanıp tek güç olmak için Teşkilata savaş açacaktı. Bu isyan Teşkilat tarafından cezasız bırakılamazdı. Tarih kitaplarında karısı tarafından zehirlenerek öldürüldüğü yazılan Atilla… Karısı mı yoksa Teşkilat tarafında mı zehirlenmişti? Acaba karısı Teşkilat için mi çalışıyordu? Olaylar hiçbir zaman birbiriyle bağımsız değildir.  Değil mi!

Teşkilat… Devletin sahibi değildi, devletti. Atilla bunu anlamamıştı. Atilla’nın ölümünün ardından Teşkilata ihanet eden diğer devlet yöneticileri de öldürülmeye başlanmıştı. Bunun farkına varan devlet yöneticileri karşı harekata geçerek askerlerle direnmeye başladılar. Teşkilatın desteklediği Atilla’nın oğlu İlek Han kardeşi olan Dengizek Han’a ve Teşkilata direnen yöneticilere savaş açtı. Bu savaştan galipte geldi. Ancak hesapta olmayan bir şey oldu… Türklerin içindeki iç savaşı fırsat bilen TAPINAKÇILAR Avrupalıları örgütleyerek Teşkilat ve Devletin üzerine yürüdüler.

Bu savaşta İlek Han öldürüldü ve yerine Dengizek Han geçti. Artık devlet Teşkilatın kontrolünden çıkmıştı. Bu olayların ardından Teşkilat bir karar vermek zorundaydı ve verdi de. Tarih boyunca sadece Türklere özgü bir devlet yıkma şeklini hayata geçirdiler. Tüm Türk Beylerine Devletinize isyan ediniz denildi. Böylece tüm Türk Beyleri Metehan’ın kurduğu Teşkilata boyun eğerek isyan ettiler. Başlayan isyan ve iç savaş Tapınakçıların Türkleri yönetmesini engelledi. Devletin yıkılmasının ardından Türkler yine ayrı yaşadılar ve Teşkilat yine derin bir uykuya daldı… Bu uykunun sebebi, Teşkilatın sırrının korunması ve yeni dirilişi başlatmak için güç toplamasıydı.

Aradan yıllar geçtikten sonra artık yeniden diriliş vakti gelmişti. Ancak ne zaman adım atılsa Tapınakçılar ve Altılar Meclisi harekete geçiyordu. Kimsenin görmediği bir savaş derinde gerçekleşiyordu. En sonunda bir lider çıktı ve bu zorlu görev ona verildi. Onun adı Bumin Kağan idi. 522 yılında dönemin güçlü devletlerinden Cücenlere diz çöktürülmüştü. Ancak hakimiyet diğer dönemlerdeki gibi Teşkilata geçmiyordu. Altılar Meclisi ile yapılan gizli savaşta bir onlar galip geliyordu bir Teşkilat. Gök Tengri inancıyla yeri göğü inleten Türkler bu sefer zorlu bir savaşın içindeydi. Doğuda da Çinliler ile savaş devam etmekteydi. Çin hakimiyeti altından yaşayan Türkler bu esirlik hali kabul edip isyan etmiyorlardı. Bu da Teşkilatı rahatsız ediyordu. Tam bu olaylar yaşanırken batı sınırlarda Maveraünnehir’e Müslüman Araplar dayanmıştı (Peygamberimiz Hz. Muhammed SAV’in vefatından yedi yıl sonra). Bir yanda Hz. Ömer’in ordusu bir yan da Türk ordusu. Bu Türklerin İslam ile ilk karşılaşmasıydı ancak bunun tarihin akışını değiştirecek bir şafağın habercisi olacağını kimse bilmiyordu…

Hikayenin devamı yakında sizlerle olacak… İnşallah.

 

www.acikve.net

www.instagram.com/acikvnet

www.twitter.com/acikve_net

www.facebook.com/acikvenetinternet

 

 

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlendi *