ÇOCUKLARDA UYKU PROBLEMİ

 

Her evde alışagelmiş bir sestir; yatma vakti geldi diye seslendiğinde, çocuğun karnım acıktı diye cevap vermesi… Hemen her evde son dakika krizlerinden uyku öncesi susadım… Tuvaletim geldi… Daha uykum yok sözleri… Yatma vaktine denk gelen karnım acıktı… Susadım… Tuvaletim geldi üç… sözleri, çoğunlukla, açlıktan, susuzluktan veya tuvalet ihtiyacından değildir. Bunlar, genelde, günü bitirmeyi duygusal olarak kabul edemeyen çocuğun, bilinçaltından
gelen eylem çağrılarıdır. Bir başka deyişle, bazı çocukların uykuya direnci, fizyolojik ihtiyaçlarından gidilmemiş olmasından değil, duygusal ihtiyaçlarının doyuma erişmemiş olmasındandır…

Duygusal ihtiyaçların doyuma erişmesi ancak, çocuğun ebeveyni ile bir “duygusal aktarım”  yapması ile mümkündür. Duygusal aktarım, düşünceleri paylaşmak, güne ait birikenleri boşaltmaktır.Ve bu ruhsar  rahatlamanın “mutlak” şartıdır. Duygusal aktarım aracı, iletişimdir… Çocuk, yatmadan önce konuştukça rahatlar. Rahatladıkça dinlenmeye ihtiyaç duyar. Duygusal aktarımı tamamlamamış çocuğu baskı ve zorlama ile yatırmak yerine, daha çok yakınlaşmak gerekir.

 

 

Bunun için çocukla yatağının üzerine oturup uyku öncesi en az yarım saat sohbet etmek, günün birikintilerini boşaltması için fırsat vermek, aktarımı tamamladıktan sonra da bir hikaye anlatmak, onun ruhen  rahatlamasını ve uykuya geçmesini kolaylaştıracaktır. Birçok anne, öylesi dakikalar geçirdiği halde, yine de çocukların da uykuya karşı direnç en yakın nokta burada altı çizilecek önemli bir ayrıntı daha var. Çocuk, duygusal ihtiyaçlarını sadece anneden gidermez… Çocuğun uyku öncesi baba ya da İhtiyacı vardır. Babasının anlatacakları da var olan bir çocuğa annenin yakınlaşma çabaları yetersiz kalır.

 

 

PEKİ  DOĞRU  YÖNTEM  NEDİR?

Uyku öncesi duygusal aktarımı sırasında, her iki ebeveynin aynı anda aynı ortamda bulunması pedagojik olarak doğrudur. Çocuk anlatacaklarını tamamladığında ve uyumak üzere yatağa uzatıldığında, ebeveynden birinin odadan ayrılıp diğerinin uyku öncesi ninni söylemesi, hikaye anlatması duygusal gelişime büyük katkı sağlar ve bütün bunları yapıyoruz ama “bizimki yine de uyumuyor.” diyen ebeveynler için birkaç pedagojik ayrıntıyı da aşağıda not alalım:

1 Çocuk, uzunca bir zamandır geç saatte yatıyor ve sabahda uyanmakta zorluk çekiyorsa, uyku düzeni akşam erken yatırmaya çalışmakla değil, sabah erken kaldırmakla başlamalıdır. Çocuğun erken kaldırılması, akşam erken yatmayı kolaylaştırır.

2 Uykudan en az 2 saat önce yemek bitmiş olmalıdır. Yatmadan önce yemek, kaliteli uykuya engeldir.

Uykudan en az bir saat önce internet, cep telefonu, televizyon kapanmalıdır. Teknolojik dürtüler, uykuyu zorlaştırdığı gibi, uyku kalitesini de bozar.

4 Pedagojide, vaktinde yatma kuralı sadece çocuğa ait bir kural değildir. Ebeveynlerde istirahat vakti geldiğinde odalarına çekilmeli, günü birbirleriyle değerlendirmek üzere kendilerine vakit ayırmalıdır. Çocuğu tek başına yatağa gönderip anne babanın salonda televizyon izlemesi, pedagojik olarak oldukça yanlıştır.

Bütün bunlara dikkat edildiği halde “Bizim çocuk hala cin gibi ayakta” deniliyorsa, bazı çocuklar mizaçları gereği  cıvıl cıvıl ve yaşama sevinci ile doludur . Onlar için günü bitirmek neredeyse imkânsızdır . Böylesi bir çocuğu olan ebeveyn,  baskı ile çocuğunu yaşama sevincini söndürüp yatağa göndermek yerine, bu “geçici dönemi” en az çatışma ile atlatmaya gerek gayret etmelidir.Çocuklukta uykuya direncinin, ergenlikte çok uykuya dönüşeceği unutulmamalıdır.

 

 

PEKİ, BÜTÜN BUNLARA RAĞMEN, ÇOCUK SABAH NASIL UYANDIRILMALIDIR?

Çocuğun vaktinde kalkabilmesinin ilk şartı , ebeveynin pozitif ruh halidir.  Yapılan araştırmalar gösteriyor ki  güne gergin başlayan ebeveynlerin çocukları yataktan kalkmakta zorluk çekiyorlar…  Bir  ebeveynin gerginliği onun ses tonunda  gizlidir…  Buyurgan bir sesle “Saat kaç oldu, hala yatıyorsun !”  diye seslenen hiçbir ebeveynin çocuğu yaşama sevinci duymaz. Çocuğu yataktan kaldıran şey ebeveynin bağırtısı değil, yaşama sevincidir…

 

İsterseniz adım adım çocuğun sabah kaldırılmasına dair pratik bilgiler paylaşalım:

 

1 Erken kalkmanın en temel şartı,  erken yatmaktır.  Televizyonun aktif kullanıldığı bir evde çocuk erken yatmaz.  Çocuğunu keyifle güne başlatmak isteyeis ebeveynler hafta içi televizyon kullanım alışkanlığını gözden geçirmelidir.

2 Çocuğu uyandırma girişimi, kahvaltı saatinden en az 45 dakika önce başlamalıdır. Bu süre , vücudun uyku durumundan uyanık hale geçebilmesi için geçerli olan asgari süredir. Uyku halinde vücut aktiviteleri daha yavaştır. Vücudun uyanması birden olmaz kan basıncının, kalp atışlarının,  beyin aktivitelerinin uyanıklık haline geçebilmesi için belli bir süreye ihtiyaç vardır. O süre  en az 45 dakikadır.

3 Uyandırma, üç kısımdan oluşur : Fiziksel, zihinsel ve duygusal… Fiziksel uyandırma , direkt değil endirekt olmalıdır. Sallayarak sarsarak üzerine su damlatarak uyandırmak oldukça yanlıştır. Doğru olan camlarının hafifçe açılması ve odaya serin bir rüzgarın alınmasıdır.  Serin esinti , tene dokunduğunda çocuk  hem fiziksel olarak ve hem de temiz havanın içerdiği oksijen ile zihinsel olarak uyarılmış olacaktır . Oksijen olmadan zihnin uyanmasının oldukça zor olduğu unutulmamalıdır . Duygusal uyanmada ise kısık sesli bir müziğin etkisi oldukça fazladır. Mutfakta keyifle kahvaltı hazırlayan ebeveynin yanında kısık sesle bir radyodan duyulan şarkılar, çocuğun doğrudan uyanmasına katkı sağlar.  Çalan şarkıların ruhu  uyandırmasının haricinde , uyanmış ruhu ile müzik dinleyen bir ebeveynin varlığı çocuğa yaşama sevinci verir.

 

 

4 Çocuğunu kaldırmaya gelen ebeveyn gece kıyafetlerini değiştirmemişse, kendini güne hazır hale getirmemişse, çocuğun yatakta kalış süresi uzar.  Ebeveynini güne hazır gören çocuk ondan güç alır.

5 Birkaç dakika sürecek bu ilk hazırlığın ardından çocuğun yanına uzanmak,  onun kulağına sevgi sözleri fısıldayan,  yatağın içinde oynaşmak , güne başlaması için ona” duygusal” güç verecektir…  Unutmamak gerekir ki bu duygusal gücü olmayan çocuğun,  yataktan kalkabilecek fiziksel gücü olmaz.

6 Çocuğun uyanıp yataktan kalkmasından sonraki ilk işi elini, kollarını ve yüzünü yıkamak olmalıdır. Su,  fiziksel uyanmaya katkı sağlayacaktır.

7 Çocuk kahvaltı masasına yalnız oturma malıdır. Hiçbir çocuk yalnız başladığı kahvaltıyı keyifli tamamlayamaz. Tamamlasa tamamlasa bir an önce bitirmek için tamamlar ki bu çocuk da yeme bozukluğuna yol açar.

 

Özetle, çocuğu sabah okula hazırlamak, rastgele bir iş değil, yüksek farkındalık gerektiren günün en önemli etkinliğidir. Bu farkındalığa sahip ebeveyinler hem kendilerini psikolojik olarak iyi hissederler hem de çocuğunun gününün  mutlu geçmesi ne katkı sağlamış olurlar.

 

 

Www.instagram.com/acikvnet

Www.twitter.com/acikve_net

 


Bir cevap yazın