Cepheden Cepheye Koşan Afrikalı Bir Gönüllü: Sudanlı Zenci Musa

Mehmet Akif Ersoy gibi büyük bir kalemin şiirlerinde de rastladığımız Sudanlı Zenci Musa (1880-1919), 1880'de Girit'te dünyaya geldi. Mısır'da bir Türk Mahallesinde yetim olarak büyüdü.

Zenci Musa, 1911 yılındaki Trablusgarp işgali sırasında Osmanlı subaylarının yanında direnişe katıldı ve yine burada Kuşçubaşı Esref'le tanışarak onun emir eri oldu.

YEMEN'E YOLCULUK

Eşref Bey komutasında gizli bir görevle
Yemen'deki 7.Orduya altın götürmek için
Arabistan'a gitti. Ancak iki ayrı heyetle Yemen'e giden Eşref Bey'in kolu Hayber'de 25 bin kişilik bir İngiliz/Bedevi askerler tarafından baskına uğradı.

Eşref Bey bu baskından yaralı olarak İngilizlere esir düştü. Çıkan karmaşadan faydalanan Zenci Musa altınları kaçırdı ve Eşref Bey'in ulaştırmak istediği yere ulaştırdı.

Eşref Bey                      Zenci Musa

MİLLİ MÜCADELE'YE DESTEK İÇİN İSTANBUL'A YOLCULUK

Zenci Musa, 1.Dünya Savaşı'nın bitimiyle birlikte Anadolu'daki İstiklal mücadelesine katılmak için İstanbul'a gitti.

İstanbul'da kendisine teklif edilen kahyalık görevini kabul etmedi. Devlet erkânlarından gelen emeklilik teklifini de “ben bu yoksul, garip milletten emekli maaşı alamam” diyerek reddetti. Karaköy Gümrüğünde hamallık yaptı. Geceleri de boş durmadı ve Anadolu'ya silah kaçırılmasına yardım etti.

İngiliz General Harrington, bir gün gümrükte Zenci Musa’yla karşılaştı. Yanında bulunanlar onu '300 bin altını kaçıran kişi' olarak tanıttılar. Bunun üzerine Harrington, Zenci Musa'ya “bizimle çalışırsan seni altına boğarım’’ diyerek bir teklif yaptı. Zenci Musa’nın cevabı ise tam bir Osmanlı tokadı gibiydi: “Her teklif herkese yapılmaz. Bu teklif beni rencide eder. Benim devletim Osmanlıdır. Bayrağım ay yıldızlı bayraktır. Komutanım Eşref Bey’dir. Bu iş bitmedi. Sizinle mücadelemiz devam edecek.”


ÖMRÜNÜN SON DEMLERİ ÖZBEKLER TEKKESİ'NDE GEÇTİ

Trablusgarp'ta, Balkan Cephesi'nde,
Çanakkale'de, Kudüs'te, Yemen'de ve
Kurtuluş Savaşı'nda kahramanca mücadele eden Zenci Musa'nın hamallık vaptığı sırada verem oldu. Bir sanatoryuma yatırılmayı kabul
etmeyen Zenci Musa, Üsküdar'daki Özbekler Tekkesi'ne yerleşti ve orada 1919 yılında vefat etti.

Defin işlemleri için gelenler, Zenci Musa'nın tüm yaşantısını özetlercesine, onun çantasında, Kuran-ı Kerim, Eşref Bey'in resmi, kefen bezi ve bir Osmanlı haritası bulmuştu.

Kabri, Üsküdar Özbekler Tekkesi Mezarlığı'nda bulunmaktadır.

"Ruhu revanı şad ü handan ola."

www.acikve.net
www.instagram.com/acikvnet
www.twitter.com/acikve_net
www.facebokk.com/acikvenetinternet

Bir cevap yazın