ASTIM BELİRTİLERİ VE KORUNMA YOLLARI

 

Astım tüm yaş, cins ve ırklarda ortaya çıkan, görülme sıklığı gittikçe artan küresel bir halk sağlığı sorunudur. Gelişmiş ve gelişmekte olan pek çok ülkede, özellikle çocuklarda olmak üzere tüm yaş gruplarında astımlı hasta sayısı artmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü Dünya’da 100-150 milyon kişinin astım hastası olduğunu, bu sayının giderek arttığını ve astım nedeniyle yılda 180000 kişinin öldüğünü bildirmektedir. Bugün elimizde çok etkili ilaçlar mevcut olmasına karşın hastalığın karekteri ve sık tekrarlanması, hekimlerin hastalarına çoğu kez hastalıklarının özelliklerini yeterince açıklamaması, hastanın tedavisini düzenli ve etkili bir şekilde uygulamaması nedeniyle astım tedavisinde başarısızlıklar yaşanmakta, hastalar bilimsel olmayan yöntemlere başvurmaktadırlar. Günümüzde astım tedavisinde, solunum yoluyla kullanılan ilaçlarla çok iyi sonuçlar alınmaktadır. Ancak bu yolla ilaç kullanımı kolay kabul edilmemekte zorluklar yaşanmaktadır. Yıllar içinde gelinen nokta oldukça umut vericidir. Hekimler ve hastalar ilaç kullanımında yeterince dikkat etmiş hastalığın kontrol altına alınması kolaylaşmıştır. Tüm bu umut verici gelişmelere rağmen daha etkili bilimsel tedavi arayışları devam etmektedir.

Her astım hastası astım hakkında yeterli bilgi sahibi olmalıdır. Hekimi ile birlikte kendisi için en doğru tedavi planını uygulamalı, karşılıklı güven ve sorumluluk ile bu iletişim devam etmelidir. Bu iletişimin sağlıklı şekilde devamı tedavinin etkinliğini artıracak, hastanın farklı arayışlar içine girmesine gerek kalmayacaktır.

 

ASTIM NEDİR?

Alerjen, enfeksiyon, egzersiz, soğuk hava ve sigara dumanı gibi bazı uyaranların solunum yollarında kas spazmı, ödem ve salgı artışına neden olduğu bir solunum sistemi hastalığıdır. Bu olaylar hava yollarında daralma veya üzülmeye neden olur. En sık görülen belirtileri; öksürük, göğüste tıkanıklık hissi, nefes darlığı ve hırıltılı solunumdur.

Hiçbir yakınma olmadığı durumlarda bile hava yollarında, iltihabi durumu söz konusudur. Sıklıkla belirtiler aniden başlar, giderek artan şekilde devam edebileceği gibi kendiliğinden de gerileyebilir.

Astımın görülme sıklığı ülkeden ülkeye, hatta aynı ülke içinde bölgeden bölgeye farklılıklar göstermektedir. Isı ve nemin en yoğun olduğu ortamlarda görülme sıklığı artar. Asya ve Afrika’nın bazı bölümlerinde yüzde bir civarında olan astım sıklığı, Yeni Zelanda ve Avustralya’da %20-30 gibi yüksek rakamlara ulaşmaktadır.

Değişen yaşam koşulları, çocukluk döneminde geçirilen hastalıklar, kapalı ortamlar, sigara ve diyet alışkanlıkları gibi bazı faktörler son yıllardaki artıştan sorumlu tutulmaktadır.

Ülkemizde astım ortalama %5 -10 oranlarında görülmekte ve artış eğilimi göstermektedir. Şehirler ve bölgeler arasında belirgin farklılıklar gözlenmekte; şehirlerde, sahil bölgelerinde sık görülmektedir.

Çocukluk çağı astımı genellikle 5 yaşın altında başlar ve erkek çocuklarında kız çocuklara nazaran daha sık görülür. Ergenlik döneminde ise cinsiyet farkı azalır ve erişkin dönemde kadınlarda biraz daha fazla görülür.

ASTIM ATAĞI NASIL GELİŞİR?

Bir astım atağı sırasında normal hava akımı kısıtlanır, nefes almada güçlük ortaya çıkar.

Akciğerimizde ki bronşiyal tüplerin etrafını saran kaslar, nefes darlığı olduğunda kasılmaya başlar, ek olarak hava yollarındaki iltihap nedeniyle ortaya çıkan ödem hava yollarını daraltır ‘bronkospazm’ olarak adlandırılan bu durum hırıltı ile kendini gösterir.

Ödem, iltihap ileri düzeyde ise akciğerlerdeki benzer aşırı salgı üreterek darlığa katkıda bulunur. Durumu sık tekrarlandığında hava yollarında kalıcı doku değişiklikleri meydana gelir. Astımlı hastaların bu durumu çeşitli şekillerde tanımlanmaktadır:”Göğsümün üzerine bir fil oturuyor, boğazıma yapışan iğne gibi şeyleri bir türlü çıkaramıyorum, göğsümde sürekli miyavlayan bir kedi yavrusu var.” gibi şikayetlerdir.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

Öksürük : Genellikle kuru, iritasyon (tahriş) öksürüğü şeklindedir. Hastalar tarafından “boğazıma bir şeyler yapışıyor, iğneler batıyor, bir türlü çıkarıp atamıyorum” şeklinde ifade edilmektedir. Diğer astım belirtileri ile birlikte olabileceği gibi tek belirti olarak da bulunabilir.

Başka bir nedeni olmaksızın belli konulara maruz kalındığında, bazı ilaçların kullanımı da belli ortamlarda ya da egzersiz sonrası ataklar şeklinde ortaya çıkan öksürük astımı düşündürmektedir. Atakların ağırlığına göre hastalar bazen koyu, yapışkan içinde küçük partiküller,bulunan balgam çıkarabilirler.Gece uykudan öksürükle uyanma sık görülen bir durumdur.

Nefes Darlığı : Öksürüğe neden olan hemen her durum, nefes darlığına da yol açabilir. Nefes darlığı günün her saatinde görülebileceği gibi sıklıkla sabaha karşı ortaya çıkar. Neden olan faktör ortadan kalktığında ya da nefes açıcı ilaçlar kullanıldığında nefes darlığı ortadan kalkar ve hasta rahatlar.

Hırıltı (hışırtılı) solunum: Bronşlarda meydana gelen daralma kulağımızla dahi duyabileceğimiz bir sese neden olur ki bu durum sıklıkla ağır ataklar sırasında görülür.

Uykuda bile görülebilen bu durum hasta ve hasta yakınları tarafından kedi miyavlaması, göğsünde hırlama hissi, kuş cıvıltısı şeklinde tanımlanmaktadır.

RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?

Yapılan birçok araştırmada astım hastalığının oluşmasında genetik yatkınlığın önemli rol oynadığı gösterilmiştir. Bu yatkınlık genler aracılığı ile taşımaktadır. Alerjik kişilerde astım görülme riski alerjik olmayanlara göre 10-20 kat daha fazladır.Alerjik nezle, egzama gibi alerjik hastalıkları bulunanlarda %40-50 oranlarında astım görülmektedir. Ebeveynlerden herhangi birinde astım bulunması, çocukta astım görülme sıklığını  % 20-30, her ikisin de astım bulunması ise, %60-70 taşımaktadır.

Duyarlılığın oluşmasında ve astımın ortaya çıkmasında çok önemli olan yaşamın ilk yıllarında karşılaşılan çevresel faktörler çok önemlidir. Yoğun bir alerjen teması, ev içi sigara içimi, atmosfer kirliliği, sağlıksız ısınma koşulları, nemli ve kapalı ortamlarda yaşanması, astım ve diğer alerjik hastalıklar yönünden riski artırmaktadır. Astım tedavisi tedavisiz bırakıldığı zaman astım genellikle iş ve okuldan uzak kalmaya, günlük aktivitelerde kısıtlanmaya , uykusuz gecelere, acil servis ve hastaneye yarına ve bazı hastalarda ölümlere neden olmaktadır. Halbuki astım uygun tanı, iyi tedavi ve etkin biri takip ve kontrol edilebilir ve astımlı hastalar tamamen normal bir yaşama sahip olabilirler. Astım tedavisinde en önemli olan hasta eğitimidir. Bunu tetikleyicilerden kaçınma ve ilaç tedavisi izlemektedir. Astım hastalığı kronik akciğer hastalığının temel özelliklerini iyi bilmelidirler.

Ev içi ve dışı ortamda alerjenler, ilaçlar veya mesleki nedenler gibi tetikleyiciler den kaçınma tedavinin temel ilkelerindendir.

Astım, çok değişken bir hastalıktır. Hastada saatten saate değişebilir. Bu nedenle tedavide temel kural hastalığın ağırlığına göre ilacın doz ve çeşidini ayarlamak. Amaç, en az ilacı kullanarak en etkin tedaviyi uygulamaktır.

Astımla ilgilenen hekimlerin sık kullandığı bir deyim, ‘astım kontrol altında olmalıdır’, ‘tamamen tedavi olmak’ deyimini kullanmak doğru değildir. Çünkü günümüzde sahip olduğumuz ilaçlar ne kadar etkili olurlarsa olsunlar hastalığı tamamen ortadan kaldıramazlar. Ancak ilaçların düzenli ve doğru kullanımı neredeyse kür denilebilecek sürelerde belirtilerin olmamasını veya az olmasını sağlamaktadır. Normal ilaçların yanı sıra sprey türü ilaçlar tüm dünyada uzun yıllardır çok yaygın olarak kullanılan ilaçlardır. Bebek, çocuk, yaşlılar, gebeler, kalp, karaciğer, böbrek hastaları gibi ilaçların yan etkilerine daha duyarlı kişilerde yan etkileri az olduğu için özellikle kullanılması gereken ilaç formlarından biridir. Rahatlatıcı bu ilaçlar havayollarının çeperini saran ve nöbet sırasında kasılan kasları gevşeterek hava yollarını geliştirir. Ağız içine püskürtülen formlar inhaler çok kısa sürede etki eden etkili ilaçlardır.

ASTIM ATAKLARINI NELER TETİKLEYEBİLİR?

Egzersiz,soğuk hava, bazı ilaçlar, üst solunum yolu enfeksiyonları, gülme, ağlama gibi duygu durumları, mesleki maruziyet, gastroözofagial reflü, alerjenler polenler, hayvan tüyleri, ev tozları, hamam böceği artıkları, mantarlar,biritanlar ,soğuk hava, aşırı kokuya neden olan kimyasallar, parfümler, temizlik maddeleri, hava değişiklikleri, sigara dumanı.

ASTIMDAN KORUNMAK

Ev akarlarından korunmak için evde elektrik süpürgesi ile temizlik yapılmalı. Deri, suni deri, ahşap ve plastikten eşyalar tercih edilmeli. Halı yerine kilim, ahşap veya sentetik döşemeler seçilmeli. Havalandırma arttırılmalı, rutubet önlenmeli. Ev işi yaparken gereksiz temas gerekirse maske kullanılabilmeli. Yün, pamuk, kuş tüyü yastık yerine sentetikler kullanılmalı. Alerjik kişinin olduğu eve hayvan alınmamalı. Evde nem azaltılmalı. Mümkünse kalorifer ile evin her yeri ısıtılmalı. Doğal havalandırma artırılmalı. Küflü yerler çamaşır suyu ile temizlenmeli.

 

Www.instagram.com/acikvnet

Www.twitter.com/acikve_net


Bir cevap yazın