AŞK ! İÇİN UYANMAK GEREK

Herkese bir uyanış bahşeder Allah, belki birkaç kez hayatında, her bakış aslında uyanışa kapıdır, fakat büyük anlamlar yüklediğimiz için hep olağanüstü şeyler bekleriz.

Gün olur devran döner insanın doğasında vardır nisyan, ünsiyet, yakınlık, alışkanlık peyda eder her şey uyanıkken uyuruz, göremeyiz, duyamayız Ne o ahenkli sesler ve muhteşem değişimler bizi uyanık uykumuzdan uyandıramaz.

Saraylar, tahtlar terkedilir. Yollara revan olunur. Uyanmıştır artık insan, bir tıkırtı duyar tepesinde sarayında sorar ne aradığını İbrahim Ethem “Saray dediğin gönül sultanının bulunduğu yer değil de neydi ki?”
Mesele sarayı aramakta değil, sultanı bulmakta. İşte o an uyanma gerçek gözaçmadır. Menziller vardır hayatında, katedilecek yollar uyanmanın bedeli.

Yunus olur bir dervişin adı. Eğri bir dal bile gelmez incinmesin diye Tapduk Sultanı, dost sohbetlerine hasret ormanın ağaçlarına yarenlik eder uyanmanın bedeli. Yıllar süren bir adayış hikayesi, kor kor dizeleri içinde tutarken söyle;
denmesini bekleyen yürektir o uyanma. Yunus’um söyle dedi.

N’olur ise ko ki olsun n’olusar
Tek gönül Mevlayı bulsun n’olusar

Aşk denizi gene taşmış kan akar
Aşık-ı biçare dalsın n’olusar

Bu denize düşen ölür dediler
Ölür ise ko ki ölsün n’olusar

Aşk gelicek cümle eksikler biter
Bitmez ise ko ki kalsın n’olusar

Akıbet şol göze toprak dolusar
Bir gün öndün, ko ki dolsun n’olusar

Dünyanın mansıplariyle izzetin
Yunus kodu alan alsın n’olusar

Sonra sırlar kapısı aralandı ya “Kendini bilen Allah’ı bilir, hani seven sevgili için feda olunca kendisi olur. Sen ben kalkar, seven sevdiğinde fani olur, ebedi olur. Aşık maşuk için öldüğünde, gerçek aşkı bulur. Ölmek değil ya Yunus’um ölmek değil asıl, yokken var olan da var olabilmek.
Boynunun eğriliği, kalbimin Hak’ka doğruluğundandır.
Seven bir damla sevilen bir deniz Yunus’um…Seven kul, sevilen Sultan dır diyebilmek. Bütün o kullar Sultana yakın olmak ister aslında bilmeden. Her damlanın şu yada bu şekilde denize koşması gibi…

Şems’in ateşi, uyanışı…derin sulardan ,uzun yollardan geçeceğini bilip yare kavuşma muştusu. Sonunu getirecek başlangıca razı, boynu kıldan ince. Mana mı istersin dediler ;

“Mana budur işte.Aşk budur.Aşkın tek bedeli vardır, o da candır. Ölümle kutsanmayan aşk,aşk değildir. Aşığım diyenler bedel ödemeye mahkum ve muhtaçtır. Aşk insanın başını ister. Talip olan varsa, başını vermeye razı olsun.”

Sessizce kabul etti Şems.
Mevlânâ da Şemsi’ni bekler vurgun yeri gönlü. Bilir ki uyanmış bir yürek geliyor, uyumayan uyuyuyanı uyandırmaya.
Bilir Mevlana hemde çok iyi bilir

“Aklını başında taşıyan,kimi beklediğini bilir, Ama aklını gönlüne hapseden, Kimi beklediğini nereden bilsin. ”

Birgün Kerra hatun izler onları, oda Mevlana’ ya meftun küçük bir anahtar deliği ne yapar bunlar saatlerce diye. Susuyorlar sadece derin bir sükut odada. Sessizce konuşmak ,kalp diliyle yarenler! gönül diliyle,

“Hayat ancak nefsin ölümündedir. Aşıklar ruhun dirilmesini nefsin ölümünde buldular. Hangi aşk ola ki; ruh dirilsin nefis ölsün.”

Nefis susmuş, aşk konuşuyor aralarında.
Onlar gerçek aşka giderken, kara yürekler de kanamaya başlar, kıskançlık, hased sarar tüm ruhları ki imtihan ola aşıklara.

“Bütün mahlukat sabrın ipligiyle bağlıdır birbirine. Dünya sabırla döner. Çünkü güneşin de, ayın da zamana ihtiyacı var. Sabırlı ol. Büyük sırlara ermek için sabır denizinde yüzmeyi ögrenmen lazım. Çünkü sırlar, sabır denizinin dibinde saklıdır.”sabrı kuşanmak düşer.

Ne yapsalar boş Allah aşkı ile yananlarla, fitne ateşine tutuşanlar.

“Bazı insanların gönül dağarcığı küçüktür, bir testi su ile doyar, bazılarının ki ise sonsuzdur, okyanuslar bile onların susuzluğunu gideremez.’

Herkes susuz kimi faniye, kimi baki olana…

“Aşk sultanının olduğu yerde dile düşme, kınama ve ayıplanma gelir.Ama aşktır ki dervişin yoludur, aşktır ki Leyla’ da iken Mevla’ya ulaştırır.”
Ne kaygıları kaldı, ne kederleri degilmiydi?
“Can kaygısıyla aşktan vazgeçmek öyle mi?.. Aşık kendi canını düşünürse sevgilinin ne değeri kalır ki?”

Kalmadı da Şems’e kıydılar. Hemde yareninin ciğerparesi, sultanının, uyandıranının evladı.
Dediler ya uyanmanın bedeli var, aşka kavuşmak için baş feda edilir…
Bilerek geldi Şems…
Bilerek çıktı saraydan İbrahim Ethem…
Bilerek kabul etti Mevlânâ…
“İnsana duyulan aşk ölümlüdür,tıpkı beden gibi. Ölümsüz bir aşk için, ölümsüz bir varlığı sevmek gerek.Hiçir zaman senin olmayacak, hiçbir zaman anlayamayacağın, hiçbir zaman doyamayacağın, hiç bir zaman kavuşamayacağın, hiçbir zaman terk edemeyeceğin bir varlığı.”
Hepside, nice erenlerde sırf uyanma adına yola çıktılar.
Uyandılar, uyandırdılar.
Hepimizin hayatında bir uyanma var,derin uykulardan bir uyandıran Şems’in Mevlâna’sı gibi. Mevlana’nın Şems’i.
Yeter ki izleri takip edelim.

” Ama sadece gördükeriyle yetinenler bunu asla anlayamaz.”

Yollar,izler hep O’na çıksın.Gercek sevgiliye, sadece O’nun varlığı bizim için vazgeçilmez olsun, yönümüzü, istikametimizi O belirlesin, O’nun rızası ile yaşayıp ölelim. Tek derdimiz O’dan uzak kalmak olsun.

Yolumuzu aydınlatanlara, bizi uyandıranLara selam olsun.

 

 

www.instagram.com/acikvnet

www.twitter.com/acikve_net


Bir cevap yazın