Arafat

Arafat

Arafat dağıdır bizim dağımız
Orda kabul olur dualarımız
(Yunus Emre)

Mekke’nin 21 km doğusunda Tâif dağ yolu üzerinde ova görünüşünde düz bir alan olan Arafat, haccın en önemli rüknü olan vakfenin yapıldığı yerdir. Buraya Arafat adının veriliş sebebi kesin olarak bilinmemekte ise de bu konuda bazı görüşler ileri sürülmektedir.

Hz. Âdem ile Hz. Havvâ’nın yeryüzüne indikten sonra burada bulaşup birbirini tanımaları veya Cebrâil’in Hz. İbrâhim’e haccın nerede nasıl yapılacağını öğretirken Arafat’a geldiklerinde ona, “Arefte?” (anladın mı, tanıdın mı) diye sorması, onun da “Areftü” (anladım, tanıdım) demesinden dolayı buraya Arafat dendiği kaynaklarda zikredilmektedir. Ayrıca dünyanın dört bir yanından gelen insanların ataları Hz. Âdem ile Hz. Havvâ’nın yaptıkları gibi burada birbirleriyle görüşüp tanışmaları veya günahlarını itiraf ederek Allah’tan af dileyerek kulluklarını ve çaresizliklerini arz etmeleri, af dilemeyenlerin affedilmelerinden sonra günah kirlerinden temizlenip Cenâb-ı Hakk katında güzel bir kokuya (arf) sahip olmaları sebebiyle bu adın verildiği de ileri sürülen görüşler arasındadır.

En uç noktaları arasında doğudan batıya 6, 5 km., kuzeyden güneye 11-12 km. uzunlukta olan bu sahanın Arafat dağı olarak bilinen granit taşlarından oluşmuş Cebel-i Rahme bulunmaktadır.

Hz. Peygamber’in “Arafat’ın tamamı vakde yeridir” (Müslim, “Hac”, 149) hadisi gereğince zikredilen Arafat sahasının her yerinde vakfe yapılabilir. Ancak hacılar, Hz. Peygamber vakfesini Arafat vadisinin kuzeydoğusunda yer alan 70 m. yüksekliğindeki Cebelirahme’de Neb’a ve Nübey’a tepeleri arasında bulunan Nâbit tepesi üzerinde yaptığı için aynı yer ve çevresinde bulunmayı arzu ederler. Bundan dolayı bu bölge hacıların izdihamına en çok maruz kalan bir bölge olagelmiş, hacılara hizmet vermek üzere kurulan sosyal tesisler daha çok bu çevrede yoğunluk kazanmıştır.

Mekke tarihiyle ilgili eserlerde zikredildiğine göre Arafat’ta bahçeler, arefe gününde Mekkeliler’in gelip kaldığı güzel mekânlar mecvuttu. Zaman içerisinde bunlardan eser kalmamış, XX. asrın ikinci yarısından itibaren ciddi bir ağaçlandırma projesi uygulamaya konularak Arafat yeşil bir mekân olma özelliğini yeniden kazanmıştır. Bunun yanı sıra çeşitli tesislerde hacıların Müzdelife’ye dönüşünü kolaylaştırmak için Arafat’ı buraya bağlayan dokuz ayrı otoyol yapılmıştır.

Arafat’ta vakfe zamanı, arefe günü (9 Zilhicce) güneşin zevalinden sonra başlar, ertesi gün şafak vaktine kadar devam eder. Hz. Peygamber’in sünnetine uymak açısından esas olan, Arafat sınırları içine zilhiccenin dokuzuncu günü zevalden sonra girmek ise de günümüzde yoğunluk sebebiyle, hacıların büyük çoğunluğunun zilhiccenin sekizinci günü Arafat’a taşınmaları ve geceyi orada geçirmeleri teamül haline gelmiştir.

Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyurmuştur ki;

“Hac Arafat’tır”

Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı

Bir cevap yazın