ANTENLER DEN YAYILAN HOŞ BİR SADÂ

Türkiye’de cumhuriyet ile yaşıt sayılan radyo yayınları , Falih Rıfkı’dan, Evrenos Bey’e, Mesud Cemil’den , Eşraf Şefika , Muzaffer Sarıısözen den, Perihan Altındağ  , Münir Nurettin, Necmi Rıza, Alaeddin Yavaşça, Emel Güzimihal , Zeki Müren, Halit Kıvanç , Orhan Boran ve hayatımıza giren onlarca haberci sunucu besteci sanatçı ile Vefa gösterdiğiniz en yayın iletişim macerası olarak varlığını sürdürüyor.

Radyonun tarihçesi çıkarmaya kaktığımız isim karmaşasına düşmemiz kaçılmaz.
Macera 1865 yılında elektronik olarak üretilen Radyo dalgalarının yayılma teorisine tasarlayan İngiliz bilim adamı James Maxwell ile başlar, Alman fizikçi Heinrich Hertezin 1888 yılında Maxwell teorisine pratiği dökmesi ile ilerler. 1890’da ise Nicole Tesla yüksek frekans alternatif akım üreticileriyle geliştirir. Ancak bütün bu gelişmelerin birbiriyle paylaşacak getirdiği noktalarda golü atan Guilermo Marco ni olur .
Marconi bir deneme de deniz üzerine 3 adet S harfinde kablosuz telgraf aracılığıyla kıyıda bulunan asistanın üretebildiği ve bu noktada Radyonun mucidi olarak kayıtlara geçti.
Dünyada tam zam anlı kesintisiz ilk radyo yayını, 1920’de Amerika Birleşik Devletleri’nde yapıldı .
Özel bir şirket tarafından hayata geçirilen Radyo yayıncılığı kısa sürede bütün ülkeye yayıldı. Ardından 1922’de İngiltere ,1925’de Fransa ve 1926 Japonya’da Radyo yayıncılığı yapıldı .
Matbaanın icadından beri, teknolojik gelişmelerin ülkemizde uzun vadeli geçikmeleri ancak gidebildiği konusunda yardım önyargılı aksine Radyo hemen çıktığı yıllarda sınırlarımızdan içeri girilmiş .
Hatta 1921 yılında Muallim mektebi’nde icat edilen bir Müziği konseri o günlerde Darülfünün adı ile maliyet de bulunan İstanbul Üniversitesi’nde telsiz telefonu yani Radyo ve hızlı edilmiş aynı günlerde İstanbul işgal altında bulunduğunu ayrıca belirtelim.

1925 yılında Ankara ve İstanbul arasında birer telsiz istasyonu kuruldu.
Kurtuluş Savaşı’nda kitle iletişimi önemini fark eden yeni Cumhuriyet yönetimi ülke genelinde bir telsiz şebekesi kurmaya girişti.
1927 yılında hizmete giren telegraf vericilerine, gerektiği zamanlarda Radyo yayıni yapmayı sığınılacak donanımında ekletilmesi ile süreç başlamış sayıldı.
Kurulan verici istasyonları işletmesi , ile yenilerinin açılmasını yetkisi 10 yıl süreyle Telsiz Telefon Türk Anonim Şirketi adındaki yeni kurulmuş özel olan bir şirket Verildi .
Bu şirket sermayesinin %40 İş Bankası’na , yüzde 30 Anadolu ajansı’na , geri kalan % 30 ise 3 tecrübeli gazetecilere aittir.

 

 

İlk Yayın Büyük Postaneden;

Amerika Birleşik Devletlerinde radyo Yayınları’nın başlamasında sadece 5 yıl sonra, Mayıs 1927’de Türkiye düzenli radyo yayınları başladı .
İlk yayını 6 Mayıs 1927 tarihi Sirkeci Büyük Postane de yapıldı ,tabi o günlerde henüz kimseyle Radyo alıcısı olmadığı için postane binasının kapısını üzerine yerleştirilen hoparlörle aracıyla yayın halka duyurdu. O gün civardan geçenler ilk radyosu spikerlerinden Gazi Sudullah Evrenos Bey sanki yıllardır Radyo da canlı yayın yapıyormuş casına kendinden emin oturaklı sesinden şu an anonsu duyurdu ” Alo alo Muhterem Samin …ile Burası İstanbul telsiz telefonu 1200 metre tul-u mevç 250 klassic şimdi akşam neşriyatimiza başlıyoruz ”
Akabinde anons Fransızca olan tekrar edilir. Böylece kablolu iletişim hüküm sürdüğü bir çağrı kapandı ve kablosuz iletişim çağı başlamış oldu.

Türkiye’de radyo yayınlarını başlatan TTAŞ ın zarar ettiği gerekçesiyle hakları 10 yıl sonra PTT devredildi .1930’lu yılların başında ülkede bulunan Radyo cihazı sayısı anca 2 bin kadardı .
Tam zamanı Radyo yayıncılığı ise 28 Ekim 1934 başladı.

 

 

Dantel Örtünün Altındaki Dünya;

Radyonun yaygınlaşması alıcıların çoğalması 1940’lı yılların bulundu. O günlerde nispeten varlıkta ailenin Evinin baş köşesinde kurulan haşmetli Radyo alıcıları aile fertlerini hiç olmadığı kadar bir arada tutuyor kah mütebessim kah ciddi çehreleri ile eşleşen meraklılar için dünyaya odalarını dolduruyordu .O günlerde Radyo dinlemenin ayrı bir seremonisi kendince bir adabı vardır . Evin büyüğü tercihini üzerine serilmiş dantelli kaldırıp radyonun düğmesi çevre teşehhüt miktarı ısınmasını bekler ,Sonra dalga boyu ayarlandı, sonra alınan yayınlar beraber herkese pür dikkat kesildi .
40 yıllarda gelindiğinde Radyo kendi yıldızlarını yere atmaya başlamıştı.
Tanburi Cemil Bey’in oğlu Mesud Cemil 1938 yılında Musiki Yayınları şefi görevleri ne getirildi. İlerleyen yıllarda Radyo müdür lugu olacaktı. Kurduğu Ankara korosu ve radyoda artık uzak bir hatıra olarak alabileceğimiz selis Türkçe ile hayranlık uyandıran teşviği adlı yorumlarla süslendi eşsiz anahtarı kısa sürede dinleyecekleri bir alışkanlık meydana getirdi.

 

 

Sporda ilk canlı yayın 1934 Fenerbahçe -wac FC maçı;

Bir başka yazısı Fıkra ve Spor Yazarı Eşref Şefik Bey oldu. spor müsabakalarını nükleerle bezeyerek anlatır dinleyenleri kendinden geçirdi . Eşref Şefik 1934 te Fenerbahçe -Wac FC maçının radyodan canlı olarak anlattı ve ilk spor müsabakasının bir kere olarak tarihe geçti. Ancak Şeref Bey futbola biraz mesafeli ve güreş boks gibi dövüş sporlarını seviyordu . Türk basını takipcisi bol Pehlivanlar Tefrikalarını radyoya taşıdı ve o performanslarla bir Efsaneye dönüştüğü boks müsabakalarında ise Amansız doğaçlama yeteneği sergilerdi. Taksim Stadı’nda kurulan renkte İtalya’nın ünlü şampiyonluğunu Bardinelli ile Türkiye şampiyonu Arap Abdi müsabakası hafızalarını Eşref Şefikin anlatmasıyla yer almıştı . “Aferin bizim Aptinelli . rakibi Bardinellinin yağını çıkardın.”
Bazen de karşılaşmanın en heyecanlı yerine” ağzım kurudu İzninizle şu sütümü içeyim “der heyecanla dinleyen sporseverlere kahkahalara gark ederdi.

 

 

Yurttan Sesler Korosu;

Insanların Radyo ile ilişkisi, radyodan beklentisi, dört başlıkta toparlayabilir . müzik, spor müsabaka, ajans ,haberleri ve sohbet faslı .
Müzik de Mesut Cemil Bey ile başlayan Rüzgar uzun süre aynı minvalde devam eder. Münir Nureddin ile, Necmi Rıza lar Alaaddin Yavaşçalar ses verdiğini Radyo mikrofonlarınadan. Elbette geçecek sesi ile Ustalar ve ayarlarına terimler icra eden Zeki Müren sözünü nakil ile nefret eden ve bu yüzden sayısız eserin zaman içerisinde kaybolup giden Türk Halk Müziği neredeyse tek başına kayıt altına alan Muzaffer sarısözen Radyo düzenli program yapan ilk halk müziği sanatçısı oldu. Yurttan sesler koroları onun eseriydi ve muzaffer sarısözen’in arının çiçeklerden bal topladığı gibi Anadolu bozkırlarında derleyip getirdi . Türkleri bir dönem evli kaldığı eşi Perihan Altındağ hanımefendinin eşsiz okuyuşları radyonu nimetleri ile arasında yerini aldı.

 

 

Ajans vakti;

Saat başı gong sesi ile başlayan ve Ajans olarak anılan haber bültenleri özellik yetişkinlerin en ciddi çehresiyle, Ev halkına sessizliğine zorlayarak ve sanki daha çok malumat sahibi olacakmış gibi kullanacağı Radyo alıcısı ile yaklaştırarak dinledikleri programlardı . Türkçenin en Üst perdeden kusursuz telaffuz edildiği bu bültenleri genellikle Cevdet Memduh Altar Mert Ali seslendirdi ilk kadın haber spikeri ise Emel Gazimihal olacaktı.

 

 

Türkiye’nin ilk standupcisi;

Spor spikerliğinse Eşref Şerefin Latif üslubu Halit Kıvanç ve Orhan Ayhan uzun süre devam ettirdi. Sohbet aslında ise Türkiye’nin ilk stand up şovmenin Orhan Boran Rüzgarı esti orada Orhan Boran ve Yuki birçok açıdan eşsiz bir programdı. Yine Orhan Bora’nın seslendirdi sanal ile karakter olan Yuki Orhan Boran ile atışı . Kabuklu bir pişekar gibi bir oyun sergiledi .1950’li yıllarda ise radyo tiyatrosu başladı. İlk olarak İstanbul radyosunda yayınlanmaya başlayan Radyo tiyatrolarını Ekrem Reşit Bey , Haldun Taner, Behçet Necatigil gibi isimler kaleme alınmıştır. 1960’da ilk radyoları sayısı 8 i bulmuştu .Aynı dönemde radyo yayınlarını yönetiminde özerk bir kamu iktisadi kuruluşu olmasına karar verildi . 1968 yılında yayına başlayan televizyon ile TRT döneminde başlamış oldu televizyon bir anda bütün ilgiyi düzeyde toplamış olsada Radyo kadar yaygın değildi radyonun yeri ayrıydı ve öyle kalacak dı …
1974’te radyo yayını TRT1 TRT2 TRT3 olarak yayınlanmış ve TRT 1 de 24 saat yayina başlamıştı .TRT 1 müzik ,haber ,eğlence, drama programları .TRT de eğitim, kültür ,dram ,haber müzik .TRT 3 de çok sesli müzik ve eğitici müzik programları yayınlanmaya başladı .
Radyo yayıncılığı bu şekilde kendi içinde çoğalan kanallarda çeşitlense de başka bir rüzgar bekler gibi .Bu rüzgar 90’ların hemen başlandığında esmeye başladı.

 

 

Radyo mu istiyorum:

1990 yılında yurt dışında uydu üzerine yapılan televizyon yayınları ,çok kısa sürede sonra yayın çıkış noktasını yurtdışında olmak üzere küçük ama güçlü aktarıcı vericileri yurt dışında normal antenlerde alınabilir duruma gelmiş özel televizyonun açılabilmesi sağlayan bu teknolojiden radyo ve yararlananlar televizyon olduğu gibi Radyo ve özelleştirilebilirdi.
1992 yılında birbiri ardı özel radyolar açıldı. Süper FM, Metro FM ,Number1 ,FM radyo yayına başladı. Buradan yurt dışına yayın yapıyordu . Uydu üzerine ülke genelinde dinlenebiliyor ,teknoloji mevzuatı aşar durumdaydı. Özel radyolarda kendi yıldızların üretmekte gecikmedir . Kadir Çöpdemir ,Cem Ceminay , Ayça Şen gibi isimler yeni kuşağın öne çıkan isimleri oldu .
1993’te özel radyo yayını mevzuat uymadığı gerekçesiyle yasak gelmesi o günlerde Türkiye’de pek görülmeyen bir eylem başlattı. Araçların antenleri ile takılan siyah kurdele ile sembolleşen eylem “Radyo mi İstiyorum” sloganı ile hızla yayıldı. Halkın bu samimi ve haklı sesleri devlet katında Yankı buldu ve hızlı düzenleme ile özel radyo ve serbest ve yasal hale geldi. İlk günden bugüne hayal edilemeyecek çarptı ve hızlı değişenler yayıncılığı dünyayı etkileyen üzülüyordu. TUİK radyolarına göre ülke geneli yayını olan Radyo sayısı 190.dijital Yayıncılık ile birlikte herkesin evinde bir bilgisayar yardımı ile kendi ve radyosunu kurması ile imkan dahilinde .Daha önce ve teknolojik yeniliklerle birlikte değişim gösterse de hala çok dinlenen toplumun nabzını tutan en yaygın ve en kolay ulaşabilen iletişim aracı olarak varlığını sürdürüyor.

 

 

Www.instagram.com/acikvnet

Www.twitter.com/acikve_net

 


Bir cevap yazın