Abdestin Farzları Nelerdir?

Abdestin Farzları

Abdestle ilgili olarak Kur’ân-ı Kerim’de:

“Ey imân edenler, namaza kalkacağımız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınıza meshedip, topuklara kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüpseniz, yıkanarak iyice temizlenin.” (Mâide 5/6)

Ayetten açıkça anlaşıldığı üzere abdestin farzları dörttür.

Bunlar da:

1- Yüzü yıkamak,

2- Elleri ve kolları dirseklerle beraber yıkamak,

3- Başı meshetmek (En az dörtte birini).

4- Ayakları topuklarla birlikte yıkamak.

Guslün (Boy Abdesti) Farzları

Gusül (boy abdesti), bedenin suyun ulaşması mümkün olmayan her yerini yıkamak demektir. Nitekim ilgili âyette:

“Eğer cünüpseniz, yıkanarak iyice temizlenin.” Mâide 5/6 buyrulmuştur.

Ağız ve burun, suyun meşakketsiz ulaşan kısımlarının yıkanması da farzdır. Böylece guslün farzları üçtür.

1- Mazmaza: Ağza su alıp çalkalamak,

2- İstinşâk: Burun içine su çekip  yıkamak.

3- Bütün vücudu, kuru hiçbir yer bırakmadan, yıkamak.

Teyemmümün Farzları

Teyemmüm, su bulunmadığı veya herhangi bir sebeple kullanma imkânı olmadığı durumlarda, abdest ve boy abdestinin yerini tutmak üzere, niyet edilerek temiz toprak eya toprak cinsinden olan bir şeye ellerini vurup yüzü ve kolları meshetmektir.

Nitekim Kur’ân’ı Kerim’de:

Hasta olur veya seferde bulunursanız, veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hâcetten) gelir ve kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su da olmazsa, o zaman temiz bir toprağa teyemmüm edin, yüzlerinizi ve ellerinizi onunla meshedin (Mâide 5/6) buyrulmaktadır. Buna göre teyemmümün farzları ikidir.

1- Niyet etmek, Ne maksatla teyemmüm yapılacaksa ona niyet edilir.

2- Elleri temiz bir toprağa veya toprak cinsinden bir şeye vurup, ilk vuruşta yüzü, ikinci vuruşta da kolları meshetmek.

“Temizlik imandan gelir.”



"Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen bir HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl çömleği tutan dışındaki biçim değil içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir." Hz. Mevlana

Bir cevap yazın