Abdest Nedir? Abdest Nasıl Alınır? Abdest İle İlgili Ayetler ve Hadisler

Abdest

Ashâb-i kirâm, "Ümmetinden henüz dünyaya gelmeyenleri nasıl tanıyacaksın Ya Resûlallah?" diye sordular. Resûlallah şöyle dedi:

"Bir adamın siyah atlar arasında, alınları ve ayakları beyaz (sekili) atları olsa, onları tanımaz mı?"

Ashâbın, "Elbette tanır." cevabını duyan
Resûlü Ekrem, ümmetinden hiç görmediği insanları kıyamet gününde nasıl tanıyacağını, müjde niteliğindeki şu cevabıyla bildirdi:

"İşte benden sonra gelecek olan kardeşlerim, aldıkları abdestten dolayı kıyamet günü abdest azaları parlayarak gelecekler. Ben de onları Kevser havuzu başında karşılayacağım."

Abdest Nedir?

Sevgili Peygamberimizi görme saadetine eremeyip, onunla asr-ı saadette yaşayamamış olsalar da, onun kardeşleri, nurlu simaları ile âhirette tanınabileceklerdir. Bunun yolu ise maddî ve manevî kirlerden arınma vesilesi olan abdesttir. İslâmda birtakım ibadetlerin yerine getirilmesi için hazırlık aşaması olan abdest, Farsça "âb" (su) ve "dest" (el) kelimelerinin birleşmesiyle oluşmakta ve "el suyu" anlamına gelmektedir. Arapaçası ise "vudû" dur. Kendisi ibadet olmasının yanında, diğer bazı ibadetlerin yapılmasının da ön şartı olan abdest, belli uzuvları su ile usulüne uygun olarak yıkamak, bazılarını ise mesh etmekten ibarettir.

Abdest Nasıl Alınır?

Abdest İle İlgili Ayetler

İslâm dininde kulun Allah'ın huzuruna ibadet maksadıyla çıkabilmesi için maddî ve manevî yönden temizlenmiş ve arınmış olması esastır. Bu yüzden ibadet için hazırlanan kişi (bedenen temiz olsa bile) abdestsiz olma durumunda abdest, cünüp olma durumunda ise gusül almak suretiyle mânevî (hükmî) kirlilikten temizlenir. "Hadesten tahâret" olarak da bilinen bu temizlik, Kur'ân-ı Kerîm'de su şekilde bildirilmektedir:

"Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz, (boy abdesti alıp) iyice yıkanarak temizlenin."

Ayette bildirildiği üzere yüzü, kollarla birlikte elleri, ayakları yıkamak ve başı mesh etmek abdestin farzlarından (temel şartlarından) sayılmıştır.

"Temizliğin imanın yarısı olduğunu"

bildiren Hz. Peygamber, bizzat uygulamalı olarak bedenin nasıl temizlendiğini ve nasıl ibadetlere hazır hâle geldiğini anlatmıştır. Bir defasında bir sahâbînin, "Ya Resûlallah, abdest nasıl alınır?" sorusu üzerine bir kap su isteyen Allah Resûlü abdest almaya başlamıştır. Ellerini üç kere, yüzünü üç kere, kollarını üç kere yıkamış, başına mesh etmiş, şehâdet parmaklarını kulaklarına götürüp uçlarıyla içini, başparmaklarıyla dışlarını mesh etmiş ve ayaklarını da üçer defa yıkamıştır. Sonrasında ise, "İşte abdest böyle alınır. Kim buna bir şey ekler veya eksiltirse ( Resûlallah'a muhalefetten dolayı kendisine) kötülük etmiş ve zulmetmiş olur." buyurarak abdestin hakkını vermeyenlere veya bu konuda aşırıya kaçanlara uyarıda bulunmuştur.

Allah Resûlü abdeste Allah'ın adıyla başlamayı, abdest alırken ağza su vermeyi, her iki burun deliğine su çekip temizlemeyi, başın ön ve arka tarafına (kaplama) mesh yapmayı, kulaklara birer kere mesh etmeyi, abdest uzuvlarını yıkarken ovmayı bizzat uygulayarak ashâbına öğretmiştir. Abdestin sünnetleri arasında zikredilen bu uygulamalar, usulüne uygun ve lâyıkıyla alınan bir abdestin özelliklerini arasındadır.

Abdestin hakkının verilerek alınması konusunda oldukça titiz davranan Resûl-i Ekrem, Lakît b. Sabre isimli sahâbînin: "Ey Allah'ın Resûlü , bana abdest hakkında bilgi verir misin?" sorusu üzerine şöyle buyurmuştur:

"Abdest organlarını güzel bir şekilde, özenerek yıka. Parmaklarının arasına su geçir. Oruçlu değilsen ağız ve buruna su verirken içine iyice çek." Hz. Peygamber, abdest alırken uzuvların kuru bir yer kalmayacak şekilde yıkanmasına dikkat eder, suyun sakal aralarına ulaşmasını sağlar, ellerini yıkarken eğer parmağında yüzük varsa onu hareket ettirir ve parmaklarının arasını hilallerdi.

Allah Resûlü'nün abdest konusundaki bu hassasiyetine şahit olan Abdullah b. Amr, bir yolculuk esnasında namazı yetiştirmek için acele ederek ve mesh edercesine az su kullanarak abdest aldıkları sırada, Hz. Peygamber'in kendilerini gördüğünü ve ses tonunu yükselterek onlara,

"Ateşte yanacak olan şu topuklara yazık! (Hiçbir yeri kuru bırakmadan) abdestinizi güzelce alın!" demişti.

Resûlallah, abdest azalalarını kimi zaman bir, kimi zaman iki, kimi zaman da üç kere yıkardı. Onun, azalarını üçer kere yıkamak suretiyle abdest aldıktan sonra,

"İşte bu, benim ve benden önceki peygamberlerin abdestidir." dediğine dair rivayetler bulunmaktadır. Böylece abdestin önceki peygamberler ve ümmetleri tarafından da bilindiği ortaya çıkmaktadır.

Abdest Aldıktan Sonra Yapılacak Dua

Hz. Peygamber, abdest aldıktan sonra yapılmasını hoş karşıladığı bazı hareketleri de bildirmiş,

söz gelimi güzel bir şekilde abdest aldıktan sonra,

"Eşhedü en lâ ilahe illâllâhü vahdehû lâ şerîke leh ve eşhedü enne Muhammeden abduhü ve Resûlüh. Allâhümme'c'alnî mine't-tevvâbine ve'c'alnî mine'l-mütetahhirîn."

(Şehâdet ederim ki, tek olan, hiçbir ortağı bulunmayan Allah'tan başka ilâh yoktur ve şehâdet ederim ki, Muhammed O'nun kulu ve elçisidir. Allah'ım! Beni tevbe edenlerden ve temizlenenlerden eyle!)

denilmesinin cennete girmeye vesile olacağını haber vermiştir.

Abdest İle İlgili Hadisler

Humrân'dan nakledildiğine göre, Hz. Osman abdest aldığında dedi ki:

... Hz. Peygamber'in (sav) şöyle dediğini işittim:

"Bir kimse abdest alır ve güzelce abdest almaya özen gösterir, ardından namaz kılarsa, bu abdestle namaz arasında işlediği (günahlar) o namazı kılıncaya kadar mutlaka bağışlanır."

Ebû Hüreyre'den nakledildiğine göre, Resûlallah (sav) şöyle buyurmuştur:

"Müslüman -veya mümin- bir kul/kişi abdest alır da yüzünü yıkarsa, gözleri ile baktığı her günah suyla -yahut suyun son damlasıyla- yüzünden çıkar gider. Ellerini yıkadığı zaman elleriyle işlediği her günah su ile -yahut suyun son damlası ile- beraber ellerinden çıkar gider. Ayaklarını yıkadığı zaman ayaklarının yürüyerek işlediği her günah su ile -yahut son damlasıyla- birlikte çıkar gider. Sonunda o kul/kişi günahlarından arınmış olur."

Kaynak:

B160 Buhârî, Vudû', 24; M540 Müslim, Tahâret, 5)
(M577 Müslim, Tahâret, 32; T2 Tirmizî, Tahâret, 1)
(M584 Müslim, Tahâret, 39; N150 Nesâî, Tahâret, 110.)
(Mâide, 5/6)
( M534 Müslim, Tahâret, 1.)
( D135 Ebû Dâvûd, Tahâret, 52, İM 422 İbn Mâce, Tahâret, 48)
( D102 Ebû Dâvûd, Tahâret, 48; İM E97 İbn Mâce, Tahâret, 41.)
( D144 Ebû Dâvûd, TahâretTahâret, 55 )
( M561 Müslim, Tahâret, 21.)
( D129 Ebû Dâvûd, Tahâret, 51; D121 Ebû Dâvûd, Tahâret, 51.)
( D148 Ebû Dâvûd, Tahâret, 58; HM16555 İbn Hanbel, IV, 39.)
( T788 Tirmizî, Savm, 69; N114 Nesâî, Tahâret, 69; N114 Nesâî, Tahâret, 92.)
( T29 Tirmizî, Tahâret, 29; İM429 İbn Mâce, Tahâret, 50.)
(İM449 İbn Mâce, Tahâret, 54.)
(İM448 İbn Mâce, Tahâret, 54;HM16495 İbn Hanbel, IV, 32.)
( B96 Buhârî, İlim, 30; M570 Müslim, Tahâret, 26.)
(B157 B158 Buhârî, Vudû', 22-23; N81 Nesâî, Tahâret, 65.)
(İM420 İbn Mâce Tahâret, 47.)
(T55 Tirmizî, Tahâret, 41.)

Selam ve Dua ile Kalın...

 

 


Bir cevap yazın