8 Büyüleyici At Resmi

Cemal Tollu, İbrahim Çallı , İbrahim Balaban, Avni Arbaş başta olmak üzere Türk ressamların resmettiği kimi zaman mahzun bakışlı kimi zaman gururla şaha kalkmış at resimlerini derledik.

Yalçın Gökçebağ‘ın farklı bir fırça vuruşu var. Fırçayı tuvale sürmüyor, küçük darbelerle noktasal izler bırakıyor ve minyatürü çağrıştıran tablolar çıkıyor ortaya . Renklerindeki mutluluk Anadolu kırsalına tepeden ve mutu bir gözle bakmasından kaynaklanıyor Yalçın Gökçebağ bir zamanlar sahnelerde bağlama çalan, TRT ‘de kameramanlık yapan bir köy endüstri mezunu resim öğretmeni. Türk resminde naif geleneğin en önemli temsilcisi sayıları Yalçın Gökçebağ çalışkan Anadolu köylüsünü resmettiği hasat resimleriyle tanınmaktadır. Yalçın Gökçebağ’ın yaptıklarında At Anadolu, insanlarının vazgeçilmezi ve en büyük yardımcısı olarak sunulmaktadır. Naif resim anlayışı ile yaptığı eserlerini toplumcusu gerekçi bir atmosferde tuvallerine aktarmış, buğday tarlalarındaki at arabalarını püskülü koşum takılarıyla resimdeki geleneksel motiflere yer verilmiştir.

AVNİ ARBAŞ ( 1919- 2003)

Türk resim sanatlarında at tasviri  denilince ilk akla gelen isimlerden biri olan Avni Arbaş‘ın babası Kuva-yi milliye‘ de süvari albaydır. Sanatçı bu yüzden Kuva-yi Milliye resimlerinde at tasvirini sıkça işlemiştir. Avni Arbaş  yaptıkları hakkında şöyle demiştir. ” Aslında önemli olan , benimde yaptığım , modeli önüme koyup, oturup onu kopya etmek değil. Doğa bir araç, hatta bir araç… Ben  düşündüğüm şeyi yapıyorum. Ama düşündüğüm şeyleri yapabilmem için yaptığım şeyleri tanımam gerek. Atı tanımadan at resmi yapılmaz. İnsan yaptığı şeyi tanımalı. Eğer söylenecek sözünüz yoksa o zaman bir şey yapamazsınız.” Avni Arbaş 1958 yılında ilk kez paris’e gelen Nazım Hikmet‘le tanıştı. Arbaş’ın resimlerini gören Nazım Hikmet , at figürlü resimlerinden esinlenerek Avni’nin Atları şiirini yazıp, sanatçıya armağan etmiştir. Mustafa Kemal ve Kuva-yı Milliye Atları sanatçının severek işlediği konular arasındadır. Avni Arbaş resimlerini Şöyle yorumlamaktadır. ” Ben belli bir atı ya da Kuva-yı Milliyeci‘yi, Atatürk‘ü değil, duygularımdaki , içimdekileri yapıyorum. Temalarım giderek bir  nevi simgeye dönüşüyor. Resimde atılar bir leke gibi  resmin ortasında. Tek  tek hepsi fark edilmese de hemen bu Kuva-yı Milliye diyebiliyorsunuz.”

CİHAT BURAK (1915- 1994 )

Cihat Burak, “Etrafı görenleri kendilerine özgürdür. Resim tekniği bilmedikleri için insan zorla naif olmaz ki naif doğulur. Mesela Aşık Veysel kör ama ne güzel şiirler yazıyor. Naif ressam olmama gelince, ben Akademi’de perspektif gördüm. Pek naif ressam sayılmam.” diyor. Resimlerinde hayvan temasına sıklıkla yer veren, bu eserlerinde kendine has, fantastik kurgulu konular işleyen Cihat Burak, Türk resim sanatı içinde at tasvirine yer veren sanatçılarımızdandı.

İBRAHİM ÇALLI (1882-1960)


İbrahim Çallı at temasını çoğunlukla savaş resimlerinde kullanmıştır. Bu tür savaş resimlerini Şişli Atölyesi çalışmaları ilk Kurtuluş Savaşı’nı konu alan eserlerinde görürüz . Özellikle İstiklal Savaşı’nda Zeybekler isimli yaptığında kullandığı at figürü Ankara’ daki bir sergide Atatürk‘ün de ilgisini çekmiştir. Resimde yer alan zeybekler, dinlemek için mola vermişler, Milli Mücadele yıllarının en önemli binerek hayvanlarından olan atı da yanlarından olan atı da yanlarından ayırmamamışlar. Çallı bir kompozisyonunda at tasvirine yer vererek konu zenginliğini arttırmıştır. Bu tablo ile ilgili ilginç bir anı da var. Çallı ‘Atatürk’ün isteği üzerine Etnografya Müzesi‘nde bir sergi açar. Bu sergide de yer alan İstiklal Savaşı’nda Zeybekler tablosunu gören Atatürk, çallı’ya döner ve ” Biz Kurtuluş Savaşı’nda yiyecek ekmek bulamıyorduk, senin resmindeki atlar nasıl semirmiş böyle ?” diye sorar. Usta ressam malzemelerini alır ve tablosundaki atı bir deri bir kemik hale getirir.

CEMAL TOLLU (1899-1968)

Cemal Tollu eserlerinde toplumcu gerçekçi sanat felsefesini barındıran bir sanatçıdır. Atlar adlı eserinde sanatçı sağlam fırça vuruşları, soyutlamacı tarzı ile kübist kaygılar içerisinde olduğunu hissettirmektir. At tasvirine yer verdiği bu çalışma sanatçının başyapıtları arasında yer almaktadır. Eserde köşeli ve sert hataları ile güçlü yanları vurgulanan atlar ile sahipleri arasında üslup yönünden yakalanan benzerlik, insanlar ve atların tarih boyunca devam eden dostlukları ve yakınlarına dikkati çekmektedir.

HASAN RIZA BEY (1857-1912)

Türk resminde tarihi savaş resimleri ile tanıdığımız Hasan Rıza’nın atları ihtişamıyla, gösterişiyle resimlerinin baş kahramanı gibidir. Şehit ressam Hasan Rıza Bey, 12 yılını İtalya‘da sanat eğitimi ve görgüsü ile geçirmiş bir ressamdır. Edirne Sanayi Mektebi müdürlüğünü üstlenmiştir.Balkan harbinin sonlarına doğru Edirne‘nin bombalandığı günlerde Edirne Hastanesi’nin müdürlüğünü de üstlenir. Şehrin işgalinden bir gün önce, bombardıman altındaki kentten, resimlerini kurtarmak üzere atölyesine doğru giderken yolda şehit edilir. Atölyesindeki resimlerin çoğu parçalanır, bazılarına el konularak götürülür, geriye kalan küçük bir kısmı ise halen Edirne Belediyesi‘ndedir. Öreğrencilerinden Sami Yetik ve Mehmet Ali Laga esir alınmalarına rağmen hocalarının eserlerine sahip çıkmaya çalışırlar. Fausto Zonaro, Hasan Rıza‘nın bazı tarihi konulu tablolarını maalesef kopya etmiştir, bu yüzden Hasan Rıza’ya ait olan Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’a girişi ve gemilerin karadan yürütülmesini tasvir eden resimleri uzun bir süre Zonaro’nun sanıldı. Hasan Rıza yukarıdaki resmini birkaç kez çalışmış, 1808 tarihi çini mürekkebi çalışması Deniz Müzesi‘nde, yağlı boya bir versiyonu ise özel koleksiyondadır.

NURİ İYEM (1915 2005)

Türk resim sanatında kadın portresi ile tanıdığımız Nuri İyem 1915’te İstanbul’da doğmuştur. Sanatçı toplumsal gerçekçi sanat akımının Türkiye‘deki önemli temsilcilerinden biridir. Anadolu kadın portreleri ile tanınmıştır. Anadolu gerçeğine ulusalcı bir bakışla yaklaştığı göç resimlerinde de çalışan, emeğini topraktan çıkaran kadınlar sembolize etmiştir. Eserlerinde at tasvirine yer veren sanatçı Nalbant adlı resminde atın nalının değiştirilmesini kendine has anlatımıyla tuvale aktarmış ve bu resmi ile Akademi’den birinci olarak mezun olmuştur.

REFİK EPİKMAN (1902 1974)

Yurt dışına çıkmadan önce İbrahim Çallı’nın yanında çalışmış, bu süre zarfında izlenimcilik bakımından etkilenmiş, ancak yurtdışı eğitimi için gitmiş olduğu Fransa‘daki eğitiminden sonra yurda döndüğünde izlenimci akımdan tamamen uzaklaşmış konstrüktivist (1914’te Rusya‘da ortaya çıkmış bir sanat akımı. Resim, heykel ve mimari alanlarında egemen olmuş, genelde çağdaş malzemeleri kullanan ve geometrik kompozisyon anlayışını benimseyen bir tutumdur) bir temelden hareket ederek resim yapmaya başlamıştır. Bu resimde merkezde atlar ve jokerler yer almaktadır yeşil ve mavi tonlarının hakim olduğu resimde hareket, atları ve jokeylerin hareketleri ile sağlanmıştır. Sanatçı bu çalışmasında ayrıntıya fazlaca yer vermiştir.



www.acikve.net
www.instagram.com/acikvnet
www.twitter.com/acikve_net
www.facebokk.com/acikvenetinternet

Bir cevap yazın