1900'lü Yıllarda Radyoaktif Su Çılgınlığı

Bazı atomlar çekirdeklerinden radyasyon yayarlar. Radyoaktif ışınlar yayan bu elementlere radyoaktif elementler denir ve periyodik olarak atom numaraları 89 ile 103 arasında olan 15 radyoaktif elementten oluşur.

Radyoaktif Maddeler 3 Çeşit Işın Yayıyor

Radyoaktif maddeler alfa, beta ve gama ışınları olarak 3 çeşit ışın yayarak radyasyon dediğimiz olayı gerçekleştirirler.

Alfa ışınları yayan radyoaktif maddeler ancak çok kısa mesafeleri katedebilirler. Bu nedenle bir defter yaprağıyla bile bunlardan korunmak pek âlâ mümkündür. Fakat yutulduğu zaman sağlığa zarar verebilirler.

Beta ışınlar yayan radyoaktif maddeler ise alfaya nazaran biraz daha uzak mesafelere gidebiliyor. Alüminyum folyo ile bu ışınlardan korunulabilir.

Nükleer Santraller Neden Su Kenarlarına Yapılıyor? 

Radyoaktif elementlerin yaydığı en tehlikeli ışın gama ışınlarıdır. Bu ışınları ancak kurşun, beton, çelik veya su engelleyebiliyor. Bu sebeple nükleer santraller su kenarlarına yapılıyor ve yapımında çok büyük beton bloklar kullanılıyor.

ABD Radyoaktif Maddeleri Sağlık Alanında Kullandı

Vücuda zarar verebilecek olan radyoaktif maddeler yıllar önce ABD'de sağlık alanında kullanıldı. İnsan ve çevre sağlığı için tehlike arz eden bu buluştan ve kullanım alanlarından biraz bahsedelim;

1900'lerin ilk yıllarında radyoaktivitenin sağlık için faydalı olduğu yanılgısı doğunca, insanlar da suya radyum ürünleri karıştırarak sağlıklarına kavuşacaklarını düşünmeye başladılar. Bundan dolayı da seramik damacanalar kullanma ihtiyacı hissedildi. Meydana gelen bu durumda R. W. Thomas tarafından 1912'de patenti alınan porselen seramik damacanalar üretime başlandı ve 1920 ile 1930'lar arasında revigator adı verilen binlerce seramik damacana piyasaya sürüldü,  satıldı.

Seramik Damacana (Revigator)

Bu seramik damacanalara su doldurup, suyun, radyumla temasa geçmesi sağlanıyor ve ertesi güne kadar bekletildikten sonra su tüketilmeye başlanılıyordu.

Radyoaktif Suyun İblisleri Uzaklaştırdığı Yanılgısı

Radyoaktif suyun eklem iltihaplarına, midedeki gaz oluşumuna, demons (Hıristiyanlıkta iblisler ve cinler için kullanılan bir sözcük) yaşlanmayı iyileştirdiğine inanılıyordu. Bundan dolayı da insanlar tarafından fazlasıyla tüketiliyordu.

ABD'deki Bailey Radium Laboratuvarı da bunu fırsat bilerek radyoaktif suyu ilaç haline getirip "Yaşayan Ölüleri Bile Diriltir" ve "Ebedi Işıma" gibi sloganlarla piyasaya sürdü. İşin daha da kötüsü, laboratuvarın sahibi aslında bir tıp doktoru bile değildi.

Son derece pahalıya satılan bu ilacın cinsel güçsüzlük de dahil olmak üzere birçok hastalığın tedavisinde kullanılabileceği ileri sürülüyordu.

Tıpkı bugünlerde Silikon Vadisi girişimcilerinin genç ve zinde kalarak yaşlanmayı geciktirmek için test aşamasındaki çeşitli tedavi yöntemlerini kendi üzerlerinde deniyor olmaları gibi, o yıllarda da ünlü girişimci ve yatırımcılar bu yeni ve pahalı "yaşam iksirlerini" deneme konusunda oldukça hevesliydi. Ne de olsa Radithor'un her şeyi tedavi edebilen mucizevi bir ilaç olduğu iddia edilmişti. Onlar da denek olma konusunda herhangi bir sakınca görmüyorlardı. Çünkü nefs daha uzun yaşamayı hatta ölümsüzlüğü istiyordu. ABD'de o yılların ünlü figürlerinden biri olan Eben Byers da günde üç şişe Radithor içerek kendi sonunu getirenlerden biri oldu. Byers'in ölümü sonucunda başlatılan araştırmalar, maruz kalınan radyoaktivitenin sağlık sınırlarının belirlenmesinde önemli rol oynadı ve sonunda bu tür ürünlerin satışına sınırlamalar getirildi.

ABD Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü (NIST) araştırmacılarından Michael Epstein ve ekibinin güncel çalışmaları, radyoaktif damacana tarafından üretilen sudaki radon oranının tehlikeli seviyenin üstünde olduğunu, ancak hastalık ve ölümlerin asıl sebebinin, suyun içindeki diğer zararlı etmenler yüzünden gerçekleştiğini gösterdi. Önerilen günlük dozu, yani günde 6-8 bardak radyoaktif suyu tüketen biri, suyun içindeki arsenik, kurşun, vanadyum ve uranyumu da bolca tüketmiş oluyordu. Diğer bir deyişle; bu suyla ilgili tek sorun radyasyon değildi. Tüm bu zehirli elementler de damacananın içindeki radyoaktif elementin saklı olduğu bölümde üretiliyordu.

Arseniğin kansere sebep olabileceği, kurşununsa ciddi sağlık sorunları meydana getireceği kısmıysa atlandı. "Aslında değişen bir şey yok" diyor Epstein; "Her zaman yaşamamıza olumlu etki edeceğini düşündüğümüz yeni bir şeylerin peşindeyiz ve bazen bu arayış büyük hatalarla sonuçlanıyor". Epstein haklı beyler; bugün de benzer şekilde, doğal olduğu söylenerek pazarlanan alternatif tıp ürünleri ile karşılaşıyoruz. Belki radyasyon yayarak ölümcül hastalıklara sebep olmuyorlar ama yine de bilimsellikten uzak iddialarla satıldıkları ortada.

Işıl Işıl Parlayan Dişler Doramand Diş Macunu

Bir grup Alman bilim insanı, Almanların 2. Dünya Savaşı'ndaki Fransa'yı işgali sırasında, Fransa'daki tüm toryumu ele geçirmeye çalıştı.

Herkes tarafından bu toryum avının, atom bombası için bir hazırlık olduğu düşünülmüştü. Sonuçta uranyumun bombaya dönüştürülmesi için toryum gibi ağır elementlere ihtiyaç duyuluyordu.

Fakat daha sonra anlaşıldı ki toryum peşindeki bilim insanlarının tek hedefi, savaş sonlandığı zaman üretilmek üzere planlanmış, patenti alınmış bir Alman diş macunu markası geliştirmekti.

1920'lerden 1945'e dek Almanya'da üretilmiş olan Doramad Diş Macunu, ışıl ışıl parlayan dişler vadediyordu. Doramand, monazit kumundan elde edilen toryumu düşük oranda içerdiği için ölümcül etkiler doğurmadı ama radyoaktivite konusunda yanıltıcı bir güven oluşturdu.

Bütün bunlardan şunu anlıyoruz ki uzun yıllar önce de bilim insanları, bazen insan sağlığına yarar sağlamak bazen de biraz daha fazla para için yeni buluş ve arayışlar içine girerek arsenik ve toryum gibi vücuda zarar veren maddeleri dahi kullanmayı göze alıyorlar. Ayrıca insanların gülerken güzel olmak için sağlıklarını hiçe sayarak bu maddeleri diş macunlarında dahi kullanmaları aslında şaşırtmıyor. Çünkü günümüzde de flörürün sağlığa zararları bilindiği halde yaygın olarak diş macunlarında kullanılıyor.

 

www.acikve.net
www.instagram.com/acikvnet
www.twitter.com/acikve_net
www.facebokk.com/acikvenetinternet


Bir cevap yazın