(1200-1500) Japonya Şogunlukları ve Samuraylık

Günümüzde hayranlıkla takip edilen kültür öğelerinden Samuraylar, yüzlerce yıl Japon kültürünün inşasına doğrudan dahil oldular. İçinde koca bir evren saklayan Japon Adaları, Orta Çağ dünyasında soylu klanlarıyla katıldılar.

Japon Adalarının üretim biçimi, Avrupa erken feodalizmiyle kıyaslandığında önemli farklılıklarla karşılaşıyordu. Öncelikle bu adalar, Avrupa kontluklarına kıyasla fazlasıyla yalıtılmıştı. Bu durum göç alınmamasına ve işçi miktarının sabit düzeylerde kalmasına sebep oluyordu.

İkinci olarak coğrafyanın dağlık olması, düzlük ve verimli Avrupa topraklarındaki kırsal üretimden daha zahmetli çalışma şartlarını beraberinde getiriyordu. Japonlar, Çinliler gibi pirince dayanan diyete sahiptiler. Teraslarda yapay kıtlık yaratılarak üretilen bu bitki, hasat sonunda sıradan bir Avrupa köylüsünden daha az ürün elde edilmesini sağlıyordu. Japonların bu şartları, onları çalışkanlığın en büyük erdem haline geldiği kültürel dönüşüme itti.

Kaynakların kısıtlı olduğu adalar, azdan en yüksek üretimin sağlanacağı koşulun önemsendiği durumu üretecekti. Aynı işleyiş her biri üstat savaşçı olan Samurayların eğitimine de yansıdı. Japon şövalyeleri birer sanatçı olmalarının yanı sıra en gelişkin savaş makinelerine dönüştüler. Az sayıyla derebeylik savunması bunu gerektirmişti.

646 Taina Reformları sırasında Japon liderler ülkelerini müreffeh geleceğe hazırlamak için Tang Çin‘inin işleyiş tarzını benimsemişti. Budizm ve Konfüçyüsçuluğun adada iyice benimsendiği bu dönem, antimilitarist öğretiyi de beraberinde getirmişti. Ancak Japonlar kısa sürede yeni anlayışla kültürel dokularını sentezledi. Bu dönemin piyadeleri samurayların ataları olacaktı.

8. ve 9. yüzyıllarda ise İmparator Kammu‘nun başlatacağı harekat şogunluğun ortaya çıkacağı koşulları hazırladı. İmparator Kuzey Japonya’dan yani Honşu’dan yönettiği devletini genişletmek amacındaydı. Üstelik barbar saydığı Güneyli klanlar daimi isyan tehcirinin örgütleyicileriydiler. Kalmi art arda aldığı zaferlerinin ardından Sei-i-Şogun ( en büyük general ya da barbar püskürten) payesi aldı. Heian Dönemi, imparatorun gücünü pekiştireceği saldırıların merkeziydi. İmparator, mutlak gücü elde ettiğinde yardım aldığı Kugeleri ( soylu klanlar ) birer birer mahkemeye çıkarıldı. Çoğunluğu sürgüne gönderildi. Vergilerin savaşlardan dolayı çokça yükseldiği bu dönem, aynı zamanda asayişin yerle bir olduğu soyguncuların her yani sardığı dönem oldu.
Topraklarını kollamak zorunda kalan klanlar, Samuray adı verilen savaşçılara başvurdular. Her biri savaş sanatlarında ustalaştı. Şeref yeminiyle efendilerin özel korumalığına yükseldiler.

Orta Çağ’da Japonya

Japonya‘daki feodal düzen düzen 19. yüzyıldaki Meiji Restorasyonuna değin sürecekti. 11 yüzyıl boyunca samuraylık gelişkin savaş soyluluğu anlamına gelmeye başladı. Beylerin hizmetinde oldukları gibi imparator tarafından paralı asker olarak da kullanıldılar. Toryolar (şefler) ile hiyerarşik ilişkiler kurdular. En başarıların en yüksek sınıfları yükselmemesi için sebep yoktu. Üstelik imparatorluk ruhani liderlikken asıl gücün saraylı şogunlarda olduğu bir dönemeçti bu.

Samuraylar zamanla aristokratlaştılar. 1160 Heini isyanıyla aldıkları zafer, yönetimin belkemiğini oluşturmalarına sebep oldu. Örneğin Taura no Kiyomori imparatorun asli danışmanlığına yükseldi. Artık samuraylar için savaş soyluluğu (buke) geçerli olacaktı. Toyomi Hideyoşi 1586’da yönetimi ele geçirdiğinde samuraylık kalıtsal özellik kazandı. Her biri Bushido adı verilen öğretilerinin takipçisiydiler ama memuriyetleri daha fazla önemsenir oldu. Sınıf atlama ihtimali zayıfladı.


SEVEN SAMURAİ

Japon yönetmen Akira Krusawa‘nın 1954 yapımlı filmi, sinema klasikleri arasınada gösterilir. Kanlı pirinç olarak da bilinen film, 7 samurayın eşkiyalar tarafından katledilen köylüleri savunuşunu anlatır. Film japon kültürü ve sağlık üzerine derin öğeler sunmaktadır.

SAMURAYLAR

Samuray tabirinin kökeni Japonca samuray, yani hizmet etmekten türemişti. Samuraylar başlangıçta çoğunlukla daimyo adı verilen derebeylerin birlikleri olarak görev aldılar. Sadakat ve şeref kavramları üzerinden savaşırlardı.
11. Yüzyıla doğru kusursuz Savaşçılar haline geldiler. 14. yüzyıldan sonra yaygınlaşacak katana kılıcından önce çoğunlukla, daişo(büyük ve küçük) adı verilen çift silah kullandılar. Bunlar vakizaşi hançeri ve kılıçtı.
Savaş sanatlarında usta oldukları gibi kaligrafi ve şiir gibi edebi sanatlarla anıldılar. Geçtikleri eğitim onur savaşlarını birer dans koreografisine dönüştürmekteydi. Bun Bu Ryo Do yasasını takip ettiler. Kılıç ve kalem onlar için aynı şeyi ifade ederdi.

Şeref her şeydi ve yenilgi aldıklarında Masamune’nin icadı çift taraflı kılıç katanalarda hara kiri adı verilen seramoni eşliğinde yaşamlarına son vermekten çekinmezlerdi. 13. yüzyıla doğru samuray yasası kurumsallaştı ve öğretileri biçimsel anlamda belirginleşti. Buşido adı verilen öğreti Zen Budizmi, Konfüçyüsçülük ve Şinto inancının yorumlanışıydı.

Moğol Yunnan Hanedanlığı akınları sırasında barutla tanıştılar. Edo Dönneminde (1603-1867) ateşli silahlardan ötürü köklü taktik değişimine gideceklerdi. Aynı zamanda samuray kültürü çay seremonileri gibi etkinliklerle farklılaştı. Meiji Restorasyonu sırasında etkisizleşmiş samuraylık lağvedilecekti.

 

www.acikve.net
www.instagram.com/acikvnet
www.twitter.com/acikve_net
www.facebokk.com/acikvenetinternet


Bir cevap yazın